Geri git   Onur-Sat Forum > EĞİTİM ve ÖĞRETİM > DİĞER DERSLER
Kayıt ol Yardım Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
Seçenekler
Alt 11-11-2009, 22:40   #1
AKTUĞ
Onur-Sat Forum Üyesi
 
AKTUĞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10-07-2008
Nerden: C\:Windows
Mesajlar: 1.449
ݝtibar Gücü: 37
AKTUĞ Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

ATLETİZM'İN TARİHÇESİ


İnsanoğlu en eski çağlarda vahşi hayvanlarla karşı verdikleri yaşam mücadelesi ile atletizme başlamıştır. Vahşi hayvanlardan kaçarken,yada onları avlamak için hareket ederken yapmış oldukları koşular,sıçramalar mızrak atmalar bu günkü atletizm branşlarının temelini oluşturmaktadır.En becerili olanlar birbirleri ile yarışmış ve ne kadar iyi olduklarını kanıtlamak istemişlerdir.
Olimpiyatların doğduğu yer olan Yunanistan’da , MÖ.776 yılında yapılan ilk olimpiyatlarda ,o zamanların efsanevi ,kimsenin kendisini geçemediği COROEBUS adlı atlet,193 m.lik hız koşusunu yine kazanmış, bu ilk olimpiyatta onun adıyla anılmıştır.Soyluları katıldığı bu amatör yarışmalar,kazananlara ödüllerin verildiği yıllardan sonra halka açık yarışmalar halini almıştır.Modern atletizm 19.yüzyılda İngiltere’de başlamış,1896 yılında Atina’da ilk düzenlenen ilk modern olimpiyatlarda atletizmde baş sırayı almıştır.
Türkiye’mize ilk atletizmi getiren,o yıllarda Galatasaray Lisesinde Beden Eğitimi öğretmenliği yapan Fransız asıllı Curel'dir.Daha sonra Robert Kolej’de atletizmle ilgilenmiştir. Gerçek anlamda ilk atletizm çalışmaları, 1896 yılında İstanbul Kurtuluş Spor Kulübünde başlamıştır.İlk Türk atletimiz Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen,Galatasaraylı Celal İbrahim’dir.Bu yıllardan sonra çeşitli kulüpler atletizmle ilgilenmeye başlamıştır. Her sporun temelinde atletizm yatmaktadır.Hangi spor dalıyla ilgileniyorsanız ,atletik özelliklerinizi geliştirmek zorunda olduğunuzu unutmayın.


ATLETİZM DALLARI ŞUNLARDIR;

ATLETİZMİN DALLARI
·Sürat Koşuları
·Bayrak Yarışları
·Engelli Koşular
·Orta Mesafe Koşuları
·Uzun Mesafe Koşuları
·Uzun Atlama
·Üç Adım Atlama
·Yüksek Atlama
·Sırıkla Atlama
·Disk Atma
·Gülle Atma
·Cirit Atma
·Çekiç Atma
·Dekatlon ve Heptatlon
·Yürüyüş Yarışları
·Yol Bulma
·Triatlon
·Modern Pentatlon




ATMALAR:

Gülle Atma:

Bayanlarda ağırlık 4kg. , çap 95-100mm.dir
Erkeklerde ağırlık 7.260kg. , çap 110.30mm. dir.

2.13,5 mt. Çapında bir daire içinden atış yapılır.Atış yapmaya gelirken ve atış yaptıktan sonra,atış yönüne basılmaz aksi halde diskalifiye olunur.Belli bir teknik gerektirir. Genelde atış yönüne sırtı dönük başlayan sporcu,geriye doğru kayma yaparak ,atış alanına yaklaşır,ve ayağını takoza dayar,vücudunu atış yönüne döndürerek gülleyi omuzdan ileri doğru atar.Güllenin ileri doğru bir kavisle atılması daha uzun mesafeye gitmesini sağlar.



Metalden yapılmış, küre biçimindeki güllenin, erkekler ve bayanlar tarafından omuz hizasından en uzak mesafeye atılmasını içeren, hafif bir atletizm spor dalıdır. Eski Yunanlılar'da ve Olimpiyatlarda gülle yerine 6.5 kg ağırlığında taş veya metal parçalar ile atış yarışmaları yapıldı. Taş yerine gülle ilk kez ingilizler tarafından kullanıldı. Gülle, 1896'dan itibaren modern Olimpiyat Oyunları'nda yer aldı.



Tek elle taşınan gülleyi ileriye doğru fırlatarak yapılan atletizm dalı. Günümüzde olimpik bir spor dalı olan gülle atma, ağır taşları kaldırıp fırlatma hareketinden doğmuştur. Bu dalda başarılı olan sporcular, genellikle atletler içinde en iri ve en güçlü olanlarıdır. Gülle 2,1 metre çapındaki bir dairenin içinden, omuzdan gelen bir kol hareketiyle fırlatılır. Metalden yapılmış, top biçimindeki güllenin ağırlığı, erkekler için 7,26 kg, bayanlar için 4 kg’dır.


Günümüzde gülle atma, yalnız bir el ile ve omuz ürezinden 2.135 m çapındaki daireden yararlanılarak yapılır. Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.

Bu branş dalında başarılı olmak için eskiden iri cüsseli olmak büyük bir avantajdı. Ancak günümüzde, çevik ve kuvvetli olmak, atletik bir yapıya sahip bulunmak ve kurallara uygun beden hareketi çalışmaları ile büyük bir bilek eforu istemektedir.

Güllede atma alanı beton olup; etrafında çember bulunmaktadır. Çemberin ön kenarında, atış sırasında atletin içeride kalmasını sağlayan çarpma tahtası bulunur. Çarpma tahtası ağaçtan imal edilir. içten uzunluğu 1.22 m, genişliği 114 mm olup üstü beyaza boyanır.

Gülle düzgün ve yuvarlak olup, demir, pirinç gibi yumuşak olmayan bir metalden yapılır. içi kurşun veya benzeri bir madde ile doldurulur. Erkekler için en az 7.257 kg, bayanlar için en az 4 kg ağırlığındadır. Atış yapılan daire beton olduğundan ayakkabılarda çivi yoktur.


Yarışmacı atış hareketine sabit duruşla başlar. Gülle tek elle çeneye yakın tutulmalı, atış süresince bu el başlangıç durumundan aşağıya düşmemelidir. Gülle hiçbir zaman omuz çizgisini geçmemelidir. Süzülüş ile gülle atışına geçilmesi arasındaki hareketler tempolu ve kesintisiz yapılır. Yarışmacı, gülle yere düştükten sonra yarışma alanının çemberin arka yarısından ve ayakta terk eder.

Günümüzde gülle atmada güç, teknik ve zihinsel hazırlık gerektiren Amerikalı atlet Porry O'Brien'ın kendi adıyla anılan tekniği kullanılmaktadır. Burada atlet sırtı dönük bir duruşla başlayarak, 180 derece bir dönüş yaparak gülleyi daha uzağa atma olanağını bulmuştur. Dünya rekoru 23 m'yi aşarken, yurdumuzda dereceler erkeklerde 18.27'de, bayanlarda 16.96'dadır.

Yarışmacılar üç atış hakkına sahiptirler. ilk 3 atıştan sonra en iyi sekiz yarışmacı daha sonra 3'er atış daha yaparlar. Atış sırasında yarışmacı çemberden dışarı çıkar, dengesini kaybedip ayak veya elinin biri ile dahi çemberin dışına dokunursa, gülle takozunun üstüne değerse o atış geçerli sayılmaz. Hakem sayısı sabit olmayıp, her zaman değişebilir.

Atma uzaklığı güllenin düştüğü ilk yerin izi ile direğin iç köşesine kadar olan doğru mesafesi ölçülerek bulunur. Ölçülen uzunluk en yakın cm'ye indirgenir. Aynı dereceyi iki atletin yapması durumunda ikinci iyi derecelerine bakılarak, birinci olan atlet bulunur
B-Cirit Atma:


25-30m.lik koşu alanında,hız koşu sonunda yaklaşık 5 çapraz adım atılır ve harket sonunda güçle atış yapılır.Bayanlarda 600gr,erkeklerde 800gr.ağırlığındadır.Yine gülle de olduğu gibi asla atış yönüne basılamaz.


Cirit ağaçtan veya metalden yapılan bir mızrağın hız alınarak koşulup, atılmasını içeren hafif bir atletizm spor dalıdır. Antik Çağ'da Yunan Olimpiyatları'nda Pentatlon yarışmalarında oynanmaya başladı. ilk uluslar arası yarışma 1896'da isveç'te düzenlendi. 1908'de modern Olimpiyat Oyunları'na dahil edildi. Bayanlar cirit yarışlarına 1932'de alındı. Günümüzde en çok iskandinav ülkelerinde oynanmaktadır.

Cirit atma yarışmalarında kural, ciritin 25-30 m'lik bir pistte koşarak, hız alındıktan sonra 29 derecelik açı dilimi içine düşecek biçimde omuz üzerinden atılmasıdır.



Branş atletleri; atletik yapılı, çevik, süratli, dengesini korumasını bilen ve omuz mafsallarına hareket yeteneği kazandırmış olmalıdır. Cirit atma öncelikle yetenek ister. Ama hız, teknik, güç ve esneklik çalışmaları yapılmadan başarı imkansızdır.

Cirit, metalden ve ağaçtan yapılır ve üç bölümden oluşur. Sivri uçlu metal başlık, (ağırlığı 80 gr, uzunluğu 25-33 cm) metal ya da tahtadan çubuk ve sicim sarılı tutma bölümü. Sicimin çapı erkeklerde 15-16 mm'dir. Çubuk olarak adlandırılan ikinci bölüm, tutma bölümünden ara uca doğru daralarak uzar ve incelir. (Erkeklerde 90-110 cm, bayanlarda 80-95 cm'dir) Ana kesit alındığında her yeri yuvarlaktır. Ciritin uzunluğu erkeklerde 260-270 cm, ağırlığı ise 800 gr'dır. Bayanlar arası karşılaşmalarda kullanılan cirit ise daha kısa ve hafiftir (uzunluğu 220-230 cm, ağırlığı ise 600 gr). Cirit, nazik ağaçtan imal edildiği için soğuktan çabuk etkilenir. Kullanılmadığı zamanlarda cirit, özel olarak hazırlanmış cirit masalarında dik olarak bırakılmalıdır. Ciritin hiçbir parçası hareket etmemelidir. Yay ise ay beyaz bir çizgi şeklinde ya da yerle aynı düzeyde toprağa gömülür. Beyaz boyalı metal veya tahtadan yapılır. Atletlerin kullandığı ayakkabıların topuk ve tabanı çivilidir. Tabanda en çok altı, topukta iki çivi vardır.



Günümüzde cirit tutma, taşıma ve atma ile ilgili birkaç stil kullanılmaktadır. 1920'lerde hakim olan isveç tekniği, yerini önce Fin tekniğine, sonra da Sovyet ve Polonyalılar'ın getirdikleri yeni tekniklere bırakarak önemli gelişmeler gösterdi.

Cirit sol omuz hizasında sağ elle ortasındaki sicimden tutulur. Bu tutuş, ciritin avuç içine alınması ve kavranması biçiminde olur. Ancak ciritin, hız koşusunun başından sıçrama adımlarının başlangıcına kadar yumuşak ve yere 45 derecelik bir eğimle taşınır. Atletler genellikle 15-20 m mesafede hız alırlar ve gittikçe artan bir tempo ile koşarlar. Bunu 3-10 m arası ciriti geriye alıp, atma hazırlığını içeren çapraz koşu izler. Cirit atışı sırasında vücudun sol tarafı sabit bir durumdadır. Atış kolu çok çabuk öne çekilirken el bileği ile silkme hareketi yapılır. Bu hareket ciritin yere saplanmasına yardımcı olur. Atış sırasında sağ bacak atış yönüne doğru bükük bir şekilde konulur. Sol ayak arkaya doğru kaldırılır ve vücudun üst kısmı öne doğru yatırılır. Bunlar atletin, cirit elden çıktığı için bir adım daha atmamasına yani faul yapmamasına yardımcı olur. Ciritin atıldıktan sonra, 29 derecelik açı içine düşmesi zorunludur. Ciritin düşmesi gereken alanı gösteren bu açı çizgilerine "sektör çizgileri" adı verilir.

Her yarışmacının üç atış hakkı vardır. En iyi sekiz yarışmacı, daha sonra üçer atış daha yaparlar. Olimpiyat Oyunları gibi bazı uluslarası yarışmalarda da önceden belirlenen baraj derecelerine ulaşamayan aletler finallere katılamazlar.
Altı atış hakkında en iyi dereceye ulaşan atlet birinci olur. Beraberlik halinde yarışmacıların ikinci en iyi derecelerine bakılır. Kurallara uygun atıştan sonra cirit havada kırılırsa atış yenilenir.

Yarışmalarda yeterli sayıda hakem görevlidir. Hakemler yarışmacıyı ve ciritin düşüşünü izlerler. Düzgün atış beyaz bayrakla, hatalı atış kırmızı bayrakla gösterilir. Atış sonunda ölçüm, ciritin en yakın izi ile yay çemberinin iç kenarı arasındaki doğru boyunca cm cinsinden yapılır.

C-Çekiç Atma:

Bildiğimiz çekice benzemezJ Sapı,teli ve güllesi olan bir yarışma aletidir.Erkeklerde ağırlığı yaklaşık 7 kilo,bayanlarda ise 4 kilo dur.Genellikle çekici iki kere çevirdikten sonra,atış yerine kayarak 3-4 dönüş yaparak gelirler.




iki elle tutulan küresel ağırlığın, bir daire içinden dönerek ve hız alınarak, karşıya fırlatıldığı alan sporudur.Çekiç atmanın başlangıcı M.Ö 2000 yıllarında irlanda'da düzenlenen "Tailteann Gomes" oyunlarına dayanır. Bu oyunlarda, dingilinden tutularak fırlatılan tekerleğin yerini daha sonra tahta bir tutacağın ucuna bağlanan büyük kaya parçaları aldı. 1866'dan itibaren ingiltere, irlanda ve iskoçya'da 1900'den itibaren ise Olimpiyat Oyunları'nda yer aldı. Türkiye'ye 1950 yılında girdi, 1970'li yıllardan itibaren gelişti.

Günümüzde çekiç atıcısı demirden yapılı küresel ağırlığı 2.135 cm çapındaki daireden üç tam ve seri dönüş sonunda fırlatır. Gülleden farkı bir tele bağlı olması ve 121.3 cm olan uzunluğudur. Yalnız erkek atletler arasında oynanır. Branş atletinin omuz adelelerinin güçlü daire içinde üç dönüşü seri yapabilecek kapasitede ve zamanlamasının iyi olması gerekir.



Çekicin fırlatılacağı, oyun alanı olarak kullanılan dairenin çevresi izleyicilerin ve görevlilerin can güvenliği için C biçiminde metal örgülü kafesle çevrilir. Çekiç atış sırasında fazla esnememelidir. Çekicin başlık kısmı olan top güle, som demir veya pirinç gibi sert bir madenden yapılmıştır ve yuvarlak bir şekildedir. Yüzey böyle bir metalle kaplı olmak şartıyla, içi kurşun veya benzeri bir madenle de doldurulmuş olabilir. Bu gülle madeni bir telle bağlı olup, en alt kısmında tek veya iki elle kavranan tutacağı 4 vardır. Tutacak şekil olarak üç köşelidir. Resmi yarışmalarda, çekicin ağırlığı güllenin ağırlığı kadar (7.257) kg olup 130 mm çapındadır. 3 mm çapındaki çelik telin uzunluğu ile birlikte toplam uzunluk 121.3 cm'dir. Çekiç atma sporu yapan atletlerin diğer spor dallarında olduğu gibi, atlet, fanila, kısa şort, dizlik, spor ayakkabıları vardır. Çekicin üçgen kulbu, parmakları zedeleyebileceği gözönüne alınarak deri eldiven de kullanırlar. Çekicin giderek hızlanan biçimde döndürülmesini en yüksek dönme hızına ulaştığı anda ve yerden en yüksek bulunduğu noktada fırlatması izler. Çekiç, sektör çizgilerinin içine düşmelidir. Diğer yarışmalarda olduğu gibi üçer atıştan sonra eleme yapılır. Eğer yarışmacı sayısı sekizden az ise genel olarak her yarışmacı altı atış hakkına sahiptir. Artı atışta en iyi dereceyi yapan birinci olur. Beraberlik durumunda en iyi ikinci derecelere bakılır. Atış yaparken atlet, çembere ya da dışına değerse, çekiç 40 derecelik açı diliminin dışına düşerse atış geçersiz sayılır. Çekiç havada kırılır ya da koparsa atış yenilenir. Ayrıca atletin her atışta bir kez hareketini durdurup, atışa ara verme hakkı vardır. Çekiç atışında 5 hakem değerlendirmede bulunur. Hakemlerin sorumlulukları ve yerleri disk atışında olduğu gibidir.

Atış sonunda ölçüm çekicin en yakın izi ile halkanın iç kısmı arasındaki doğru boyunca cm cinsinden yapılır.

D-Disk Atma:

En eski yarışma dallarından biridir.Yapılan arkeolojik kazılarda disk atan antik yunan heykelcikleri bulunmuştur.Erkeklerde 2kg.ağırlığında,219mm.çapında,bayanlarda ise 1kg ağırlığında ,180mm.çapındadır.Bu da daire içinde yapılan atışlardan biridir(gülle,çekiç de olduğu gibi ). Atış alanına yüzleri dönük başlarlar,ve yine teknik isteyen dönüşlerle atış alanına yaklaşır ve atışlarını yaparlar.



Yuvarlak yassı bir ağırlığın fırlatılmasına dayanan, hafif atletizm sınıfından pist ve alan sporudur. Disk atıcılığı atletik olaylar arasında en eski spor dalıdır. Eski Yunan şairi Homeros, yapıtlarında sık sık disk atmaya yer vermişti, M.Ö 5 yy'da Yunanlı heykelci Myron'da yaptığı ünlü "Diskobolos" heykelinde disk atmayı canlandırmıştı. 1896'da Atina'da yapılan Olimpiyat Oyunları'nda atletizmin bir dalı olarak yer aldı. 1928 yılındaki Olimpiyat Oyunları'nda bayanlar da disk atmada yer almaya başladılar. Amerikalı Alfred Querter 1962'de diski 61.10 m uzaklığa fırlatan ilk sporcudur. Günümüzde disk atma daire içinden giderek artan bir hızla yaklaşık 1.5 turluk dönüş sonucu fırlatılır. Disk atıcılığı zor ve yorucu bir spor dalıdır. Branş atletleri kuvvetli ve atletik bir yapıya sahip olmalı, süratli ve çevik olmalı, vücudunu geliştirmek için kültür fizik hareketleri yapmalıdır. Disk atışlarının oyun alanı; çapı 2.5 m olan dairesel bir alandır. Daire gülle atışında kullanılan dairenin aynısıdır. Gülle atışından farkı takozunun bulunmamasıdır. Atletin arkasında koruma amacıyla yüksek bir tel ya da ip kafes vardır. Bu tel kafesin önünde 6 m'lik bir atış sahası bulunur. Disk ağaçtan veya benzeri bir maddeden yapılır. Etrafında pürüzsüz metalden bir çember ve her iki yüzüne gömülmüş yuvarlak plakalar vardır. Bu yuvarlak plakalar diskin ağırlığını denkleştirir. Diskin şekli seradinamik olup, gelen rüzgardan yararlanarak mesafenin uzamasını sağlar.



Erkekler için diskin ağırlığı 2 kg olup, 22 cm çapında ve 44.5 mm kalınlığındadır. Bayanlar içinse ağırlığı 1 kg, 18 cm çapında ve 37 mm kalınlığındadır.

Diskin yüzeyleri, kenardan başlayarak merkezin 25 mm uzaklığına kadar incelir. Disk atıcıları çekiç atıcıları gibi yarışmalarda çivisiz ayakkabı kullanırlar.

Çemberin gerisinde ters olarak sabit duran atlet. Diski ortası tam merkeze gelecek şekilde ve kenarı son parmak boğumlarının yukarısına dayandırmak suretiyle tutar. Atış hareketi, bir veya birden fazla yumuşak hazırlık sallanmalarıyla başlar. Dönüş yürüme süratinde, yumuşak bir biçimde ve ayaklar birbirine yakın olarak yapılır. Bu sırada kollar geniş bir kavis çizer. Disk elden çıkarken koldan daha ilerde 35-40 derecelik uçuş açısında olmalı ve rüzgar durumu gözönünde bulundurulmalıdır. Diskin elden çıkması üzerine atlet, hareketin devamı olarak arkaya doğru dönerek dengesini sağlar ve durur. Daire yarı çapı çizgisinin arkasından ayakta oyun alanını terkeder. Disk, sektör çizgilerinin içine düşmelidir. Yarışmacı, diski istediği gibi tutmakta ve dilediği tekniği kullanmakta serbesttir.

Disk atma yarışmalarında yarışmacı sayısı sekizden azsa, her yarışmacının 6 atış hakkı, çoksa üç atış hakkı vardır. En iyi sekiz yarışmacı üçer atıştan sonra üçer atış daha yaparlar. Altı atışta en iyi dereceyi yapan birinci olur. Beraberlik durumunda en iyi ikinci atışlara bakılır. Atış başladıktan sonra vücudun herhangi bir yeri çembere veya dışına değerse atış geçersiz olur. ikisi diskin atıldığı dairenin yakınında diğer üçü ise diskin düşeceği alanı gözleyen beş hakem görevlidir.



Konulardaki ve tüm spor dallarının saha ölçüleri'ni almak için,
fubol,voleybol,basketbol,hentbol,atletiz m,tenis,cirit,çekiç,disk,yüzme,maraton,y üksek atlama,badminton,güreş,judo,teawondo,bok s..saha ölçülerini içeren link için;

tıklayın!..

Konu AKTUĞ tarafından (15-12-2009 Saat 22:18 ) değiştirilmiştir.
AKTUĞ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-11-2009, 22:49   #2
AKTUĞ
Onur-Sat Forum Üyesi
 
AKTUĞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10-07-2008
Nerden: C\:Windows
Mesajlar: 1.449
ݝtibar Gücü: 37
AKTUĞ Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

ATLAMALAR

Yüksek Atlama:

Seyretmesi en zevkli yarışmalardan biridir.Koşarak hız alınır ve iki dik ayağın üzerinde duran çıtaya yaklaşıldığında,tek bacak ile sıçranarak,çıtayı düşürmeden diğer tarafa geçmeye çalışılır. Atletler istedikleri yükseklikten yarışmaya başlayabilirler.Yada bir yüksekliği pas geçebilir,bir sonra ki yüksekliği deneyebilirler.Eğer 3 başarısız atlayışı 3 defa üst üste yaparlarsa elenirler.






Uzun Atlama (tek adım atlama)

Yaklaşık 45m.yi bulan hız alma mesafesinden başlar ve basma tahtasında belirlenen alanı geçmeden kum havuzuna atlanır.Basma tahtasının üzerine macun gibi bir madde döşenir ve sporcunun ayağının geçip geçmediğine bakılır.Ayak, basma tahtasını geçmişse atlayış,havaya kaldırılan kırmızı bayrakla geçersiz sayılır.Bu nedenle sporcular,nereye kadar nasıl koşacaklarını işaretlerler. Basma tahtasının bitiminden ,sporcunun en son değdiği yere kadar ölçüm yapılır.Bu nedenle sporcular,atlayıştan sonra geriye düşmemeye özen gösterirler.Atletlerin 6 atlayış hakkı vardır.En uzun olanı en iyi atlayışı olarak sayılır.

3 Adım Atlama:

Hız mesafesi uzun atlamada olduğu gibi 45m.dir.Atletler yine süratli Bir koşuyla başlarlar,Kum havuzuna yaklaştığında 3 büyük adım atar ve atlayışını yapar.Basma tahtasına yine dikkat edilmelidir.Ve uzun atlamada olduğu gibi atletin 6 atlayış yapma hakkı vardır.


Üç adım atlamada hareket bölümleri
a. Adım ( hop )
b. Adım ( step )
c. Jump ( sıçrama )

1. Hop: sıçramanın alçaktan yapılması gerekir vücudun üst kısmı diktir. Vücut hızlı fakat alçak bir sıçrama ile öne hareket eder. Kalkıştan sonra atlayıcının vucüdunu dik tutması için kollarını ve başını kullanır. Sıçrama ayağı öne doğru bükülmüş vaziyettedir. Sıçramada, inişte sıçrama ayağı hafifçe karına doğru çekilir. Öteki ayak vücudu geriden takip eder. İniş ayağı dizden hafif bükülür.
2. Step: savurma bacağı dizden bükülü, kollar geriden gelerek vücut ağırlık merkezinin yukarıya alınmasına ve hareketi düzenlemeye yardımcı olur. Sıçrama bacağı ayak ucunun yeri terk etmesiyle sıçrama tamamlanır. Bu anda gövde ile sıçrama ayağındaki açı 90 dir. Konmaya geçerken daraltılan açı genişletilir ki bu atlayıcının atlama anında ayağının aktif olarak kullanmasını sağlar.
3. Jump: atlayıcı en yüksek noktaya ulaştığında gövdeyi bükülü üst bacaklar üzerine doğru bükülme hareketi devam der. topukların kuma dokunmasıyla bacaklar dizden bükülür. Kalça ile gövde öne alınarak vücut ağırlığı önce topuk sonrada topuk taban yuvarlanması ile ileriye doğru attırır.1

Üç adım atlama, sıçramalı koşu ( kangru koşusu ) türü atlamaların, sıçrama kuvveti ile tekniğin kombine edilmesidir.

Genellikle üç adım atlamada sakatlanma tehlikesi bu dalı uzun atlamanın aynısı gibi görenlerde daha çok rastlanır. Modern üç adım atlama tekniği, atlayıcılarda sağlam bacak kuvveti ile iyi bir kondisyon gerektirir.

Genel olarak bu dalda üç ayrı tip atlayıcı özelliği taşıyan üç adım atlayıcılara rastlanır. Bu özelliklere göre de üç adım atlamada değişik sıçrama ve atlama teknikleri ortaya çıkmıştır.

1. Dikey sıçrama ve atlama tekniği






%38 %29 %33
En ideal üç adım tekniği bu tekniktir. Bu tekniği genellikle sıçrama gücü fazla, buna karşı sürati biraz düşük olan atlayıcı tipleri uygular ve bu tekniği tercih ederler.


2. Alçak sıçrama ve atlama tekniği




%38 %29 %33

Sürat gücü iyi, buna karşın sıçraması biraz zayıf olan atlayıcılar bu tekniği tercih ederler.

3. Tabii sıçrama ve atlama tekniği






%38 %29 %33

Üç adım atlamada hareket bölümleri
• Hız alam koşusu: Önemli olan, atlayıcıların sürate geçme özelliğini iyi belirleyerek bu mesafeyi çok iyi ayarlamaları gerekir.
• Sıçrama ve sekme: sıçrama, hız alma koşusundan sonra, uçuş devresine başlama arasındaki aktif geçiş hareketidir. Üç adım atlamada her iki bacağın eşit sıçrama gücünde olduğunu kabul edersek, o zaman, kural olarak hangi bacakla daha iyi denge kontrolü yapılırsa o bacak ilk sıçramanın yapılması en doğru hareket olur. Çünkü tüm atlanan mesafenin 3/2 ‘ lik bölümü bu bacağın yardımıyla kat edilmektedir.
• Adım alma: Piston hareketi sonunda yapılan konma ile adım alma devresi başlamış sayılmaktadır. Savurma bacağı dizden bükülü olarak kalça hizasına kadar savrulurken, kollar geri-aşağıdan ters yöne çevrilerek, hem vücut ağırlık merkezinin yukarıya alınmasına ve hem de denge sayılarak hareketi düzenlemeye yardımcı olurlar. Sıçrama bacağı, ayak ucunun yeri terk etmesiyle sıçrama hareketi tamamlanmış olur.
• Atlama: Bu atlama, üç adım atlamanın son bölümü olup, tüm atlamanın uzun atlaması olarak da ifade edilebilir. Sıçramadan sonra, uzun atlamadaki bütün teknik varyasyonları uygulamak mümkündür.



Üç adım atlamanın temelleri

Üç adım atlamada amaç atletin ağırlık merkezini üç sıçrama fazında sıçrama, adım ve atlama adı altında üç sekme ile maksimum hızda ileri doğru hareket ettirmektir. Üç adım atlamada başarılan mesafe ve üç fazda yatay hızın dağılımın, yönüne ve her sıçramada uygulanan hızın miktarına bağlıdır. Maksimum başarı için şu noktalar akılda tutulmalıdır:

• Atlatılan mesafe büyük bölümü ile yatay hızın üç sıçrama fazında devam ettirilmesine bağlıdır.
• Bunun için momentum ve uygun yere basış ve yerden çıkış açısı uygun olarak üç safhaya dağıtılmalıdır.
• Kesinlikle bir sıçramaya tam ağırlık verilmez ve üç sıçrama sırasında bir orantı da yoktur. Bu ancak atlayıcının hızına, bacak kuvvetine, esnekliğine ve bu gibi diğer etkenlere bağlıdır.
• İlk başlayanlar için 10:7:10 daha usta atlayıcıların 7:6:7 oranı kullanması tavsiye edilir.(35 %sıçrama, 30% adım, 35% atlama)
• 7:6:7 oranı sıçrama için alçak eğrili bir yerden çıkış alçak bir adım ve biraz daha yüksekçe bir sıçrama ile elde edilir.
• Hızı korumak için, yerden çıkış ve yere iniş açıları yaklaşık her safhada eşit olmalıdır. Özellikle sıçrama ve adım almada.
• Alçak açılı yerden çıkışlar enine hızı korumaya yardımcı olur. Küçük açılı yere iniş ileri hareketi büyük ölçüde kolaylaştırır.
• Kurallara göre uygun atlama ilk sıçramada sıçrama ayağının üstüne düşmeli, ikinci sıçrama öbür ayağının üstüne ve son olarak da iki ayağın üstüne düşmeli.

Antrenman için ve tekniği iyi öğrenmek için üç adım atlama eğitimini dört kısımda ele almak yaralı olur.

Bunlar; koşu, sıçrama, adım, alamadır.

Koşu: koşucunun amacı; maksimum yatay hızı sıçrama gücünü kaybetmeden açısal harekete dönüştürülebilmektir.

Performans
• Koşu mesafesi kontrol edebilecek maksimum hıza erişebilecek uzunlukta olmalıdır.
• Koşu, atletin sıçrama tahtasına tam olarak varabilmesini sağlayacak şekilde düzenli ve birbirine uygun adımlarla olmalı.
• Atletin ivmelenme yeteneğine göre koşu mesafesi ile başlayanlar ile 22 ile 30m deneyimli olanlar için 36 ile 45m dir.
• Mesafe ne olursa olsun, sonuçta ivme tamamlanmış olmalıdır.
• Üç adım atlamada başarılan mesafe büyük ölçüde yatay koşu hızına bağlı olduğundan, bu kısım çok önemlidir ve önemle üzerinde durulmalıdır.

1. Adım:
Sıçramanın amacı; koşu hızını diğer iki safhada yatay momentumu kaybetmeyecek şekilde küçük açıyla ileri doğru bir sıçramaya çevirmektir.

Performans
• Yatay hızın açısal harekete döndürülmesi yerden çıkış bacağı ile ve yukarı doğru bir kuvvet vermekte olur.
• Üç adım atlamada sıçrama, uzun atlamadaki yukarı sıçrama yerine daha çok ileri doğru bir sıçramadır.
• Yerden çıkıştan sonra, sıçrama bacağı yaklaşık yere paralel kaldırılmış bacak ile tam dairesel bir hareket uygular.
• Sıçrama bacağı, en iyi iniş pozisyonunu sağlamak için büyük bir yay boyunca hareket eder. Havada uçuşun son anlarında sıçrama ayağı ileri uzanarak aktif bir iniş için kuvvetle geri çekilir.
• Aktif bir inişi kolaylaştırmak için sıçrama ayağının dairesel hareketi havada uçuşun son anlarında tamamlanmalı.
• İnişten önce, sıçrama bacağı atlayıcının yer çekimi merkezinden ileri doğru çıkarılır ve bir dahaki çıkışta yardımcı olması için öbür ayak geride kalır.
• İnişte ayak vücudun yer çekimi merkezinden ileride önce topuk olmak üzere yere temas eder.
• Vücut uçuş boyunca dik tutulur.
• İki kollu bir çıkış hareketi yapıldığında vücudun öne eğilmesini önlemek için kollar şiddetli bir şekilde geriye çekilir.
2. Adım:
adımda amaç, sıçramadan sonra kalan yatay hızı son safha için mümkün olan en çok yatay momentumu sağlayacak şekilde uygun bir adıma çevirmektir.

Performans
Adımda alınan mesafe yatay hıza ve yerden çıkışta uygulanan kuvvetin dikey unsurlarına bağlıdır.
• Momentumun transfer edilmesi, sıçrama bacağını yerden çekerek öndeki bacak ve kolları sallayarak olur.
• Sıçrama bacağı tam yere temas ettiğinde, geride kalan ve sonra öne geçen bacak, kalça dik bir şekilde diz boyunca hızla çekilir.
• Öndeki ayak alçak ve basık bir sıçramayı önlemek için önemlidir. Yüksek tutulmalı ve bacağın alt kısmı rahat tutulmalı ve uçuş sırasında geriye doğru savrulmalı.
• İnişten önce öndeki bacak ileri doğru uzanarak aktif bir iniş sağlamak için kuvvetle geri çekilir.
• İnişte önce topuk ve vücut çekim merkezinden az ileride yere temas eder.
• Uçuş sırasında vücut dik tutulmalıdır.
• İki kollu bir çıkış hareketi yapıldığında vücudun öne eğilmesini önlemek için kollar şiddetli bir şekilde geri çekilir.

Atlamada amaç adımdan sonra yere iniş sonrası kalan yatay hızı en uygun yerden çıkışla iyi bir sıçramaya çevirmektir.

Performans
Sıçramanın mesafesi ilk safhalarda ileri momentumun ekonomik bir şekilde dağılımı ve yerden çıkışta uygulanan kuvvetin dikey unsurlarına bağlıdır.
• Momentumun transfer edilmesi adım bacağını yerden çekerek öndeki bacak ve kolları sallayarak olur.
• Adım bacağı yere inerken az önce geride bulunan ve şu anda önde bulunan bacak diz önce olmak üzere kuvvetlice çekilir. Yüksekliği sağlamak için vücut dik tutulur. Atlayıcı uçuşunda hızını kaybederken, kayış, asılma ve tekmeleme hareketleri yapar. Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın, kolların baştan yukarı uzatılması ileri rotasyonu yavaşlatır.
• İnişten bacaklar elden geldiğince kalçadan ileri savrulur.
• Hız inişte kısıtlandığından, üç adımcı kendisini topuklarının dayanma noktasından ileri doğru fırlatmak için ani ve baskılı bir bacak esnetme hareketi yapmalıdır.
Antrenman
Üç adım atlamada amaç şu özellikleri geliştirmektir:
• Koşu için hız,
• Yerden çıkış ve 2 sıçrama için kuvvet ve güç,
• Koşu, sıçrama, adım ve atlamayı gerçekleştirmek için teknik.

Performans
• Hızın geliştirilmesi en önemli noktadır ve özel bir dikkat ister.
• Bazı hız çalışmaları sprinterlerle birlikte olabilir ama dayanıklılık ve başlama egzersizleri ikinci bir aktivite olarak ele alınmalıdır.
• 20-50m’ye kadar sık tekrarlı kısa mesafe koşuları ve tam tahtaya koşu tekrarları önemli ve üstün bir hız geliştirme eğitimidir.
• Kuvvet ağırlık kullanarak geliştirilebilir.
• Sıçrama kuvveti çeşitli sekme egzersizleri, özel ağırlık egzersizleri ve plyometrik ile geliştirilir.
Teknik en iyi yerden çıkış, sıçrama, adım ve sıçrama safhalarını ayrı ayrı ele alıp, hatalarını düzeltmekle kazanılır.3

Çocuklarda üç adım atlama tekniğinin öğretimi:
1. 10-14 yaş grubu : Çocukların bu gelişim devresi içinde temel motorik özelliklerden çabukluk, sıçrama, dayanıklılık geliştirilir.
2. 14-17 yaş grubu : Temel motorik özelliklerin gelişimine devam edilirken, teknik olarak hız alma koşusu ile atlama bölümleri ritmi öğretilmelidir.
3. 18 yaş ve yukarı: Özel kondisyon çalışmaları ile üç adım atlamanın gerçek tekniği öğretilmelidir.

Tekniğe hazırlayıcı çalışmalar:
1. Denge duygusunu geliştirici çalışmalar:
a. 20-25 m’ye kadar sıçramalı koşular.( kangru)
b. 10-15 m. İçinde yalnız sol ve sağ bacakla sek sek koşular.
c. Yanlara ve çapraz adım olarak sıçramalı koşular.

2. Ritim duygusunu geliştirici çalışmalar
a. Birbirine bağlantılı küçük sıçramalar yaparak üç adım ritmini kazanma.
b. Üç adım hız alarak ritim çalışması.
c. Alçak engeller üzerinden ritimli sıçramalar.
d. Değişik yükseklikteki engeller üzerinden aynı veya değişik bacakla sıçrama ve atlamalar.
3. Sıçrama kuvvetini geliştirici çalışmalar
a. Cimnastik sırası üzerinden çift ayakla sağ veya sol tarafa sıçramalar
b. Yanyana konan iki cimnastik sırası veya kasası üzerinden çift ayakla sıçramalar.
c. Merdivende sıçramalar.2

Yapılan hatalar:
1. Sıçrama bacağının gövdenin çok ilerisinde olması.
2. Savurma bacağı vaktinden önce savrularak uçuş devresine girmesi.
3. Sıçramanın çok yavaş olması bu nedenle uçuş devresinin kısa olması.
4. Sıçrama bacağının vücut ağırlık merkezinin çok ileride konuşa geçmesi
5. Uçuş açısının çok alçak olması.
6. Vaktinden önce bacakların inişe geçirilmesi. 1


Sırıkla Atlama:

Yaklaşık 5m.uzunluğunda,2kg. ağırlığında özel madden yapılmış sırıklar kullanılarak,yükseklik geçilmeye çalışılır.İzlemesi çok zevklidir ancak zor bir atlayış türüdür. Yarışmacı istediği yükseklikten yarışmaya başlar.Aynı yükseklikte 3 defa çıtayı devirirse elenir.Dilerse iki hatalı atlayıştan sonra sonuncu hakkını daha yüksek bir çıtada deneyebilir.Atlet hız koşusu (Sırık saplama yapar ve sırığını,sırık sandığına yerleştirerek oradan alınan güçle sandığı) havaya yükselmeye çalışır.Sırık kırılırsa hata sayılmaz.


Atletizmde bir atletin birden fazla dalda yarışarak puan topladığı yarışmalar vardır.Bu yarışmalar iki gün sürer.Erkeklerde ‘dekatlon’ adını alan yarış 10 değişik branştan,Bayanlarda ‘heptatlon’ adını alan yarışta 7 ayrı branştan oluşur.

Yatay bir çıtanın üstünden bir sırık yardımıyla atlamaya dayanan bir atletizm dalıdır.
Atlama branşlarının en zoru olan sırıkla atlama , yardımcı araç kullanılarak yapılan bir spordur. Sadece erkeklere özgü bir yarışma türüyken son yıllarda bayanlar tarafından uygulanmakta olup , 19.yy ortalarından beri spor yarışmalarında yer almaktadır. Ukraynalı ünlü sırıkçı Sergei Bubka , 1991 yılında dördü pistte (6.10 m), dördü de salonda (6.12 m ) olmak üzere sekiz rekor kırmıştır. Toplam dünya rekoru sayısını 28’e çıkararak sırıkla atlamanın en büyüğü olduğunu kanıtlamıştır.
Günümüzde sırıkla atlama, atlama noktasına 45 m uzunluğundaki bir pistten koşularak yapılır.
Bir çeşit akrobasi hareketi olan sırıkla atlama , atletin başarılı olması için güçlü kollarının olması gerekir. Uzun boylu olmak ayrıca büyük bir avantajdır. Uzun bolular üst tutuşları kolay yaparlar , enerjilerini daha ölçülü kullanırlar ve kollarla yapılan çeşitlerde daha başarılıdırlar. Ayrıca rüzgarda önemli bir etkendir.
Sırıkla atlamada kullanılan en önemli malzeme atlama sırığıdır. Atletler yaklaşık beş metre uzunluğunda , 2 kg ağırlığında , cam elfaylı fiberglass sırık kullanırlar. Bu sırıklar atletlerin boylarına ve ağırlığına göre değişiklik gösterir. Ancak uzunluğu ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur. Sırıklar hafif eğilimli olup , elle iyi kavranabilmesi için altından ve üstünden bantla sarılmıştır. Koşu pistinin ucunda sırığı dayamak için toprağa gömülü sırık kazığı vardır. Atlet bu sırla havaya yükselerek iki direk arasındaki metal çıtayı aşmaya çalışır. Sırığı , fiberden yapılı çıtayı geçerken bırakır ve 1 metre yüksekliğindeki özel mindere düşer. Sırıkla atlayan atletler , topuklarında süngerli lastik bulunan ya da bu atlayışlar için özel olarak hazırlanmış ayakkabılar kullanılır. Bu ayakkabılar aynı zamanda ayak bileklerini de koruyucu özellik taşırlar.
Atletler , el altı veya el üstü diye adlandırılan iki pozisyonda taşıyarak , 16-22 adım arası olan yaklaşma koşusuna başlar. Bu koşu yavaştan hızlıya doğru olup , aynı tempo korunur. En yüksek hıza sıçrama noktasında ulaşılır. Sırığın saplama çukuruna yerleştirilmesini , yay gibi gerilen sırığın ucunda atletin yükselmesini izler. Bunu takiben eller ve ayaklar uzatılmış durumdayken sallanış hareketi başlar. Sallanmayı vücudu yükseltecek olan çekme hareketi izler. Bu sırada sırıkçının sırtı yere doğru olup sırıkla daha yükselmek için itme hareketine geçer çıtayı geçme sırasında önce sol elini sırıktan çekerek sağ eliyle ittiği sırığı bırakır. Düşüşün ayaklar üzerine , konmanın da uzun oturuş vaziyetinde , kalça üzerine doğru iniş hareketiyle atlama tamamlanır.

Sırıkla atlamalarda atlet her yükseklik için üç atlama hakkı kullanır. Atlayıcı tespit edilen en az yüksekliğin arttırılmasını isteyebilir. Bir atlet art arda üç başarısız atlayış yaparsa elenir. Yarışmacı isterse bir ya da iki başarısız atlayıştan sonra kalan atlayış hakkını daha yüksek bir çıtada deneyebilir. Atlama sırasında sırık kırılması hata sayılmaz.
Sporcu araç-gereçlerini hazırlayıp atlayışları kaydeden birde gerilmeyi gözleyip yarışmacılarla ilgilenen üç görevli vardır.
Ölçüm yerden dik olarak , çıtanın üst kenarının alt kısmına kadar yapılır. Her seriden ve rekor duyurusundan sonra yükseklikler ölçülür. En yüksekten atlayan yarışmayı kazanır. Aynı dereceyi paylaşan iki atlet olursa , en son yüksekliği en az denemede aşan yarışma boyunca çıtayı en az düşüren ya da en az deneme yapan atlet birinci olur.
TEKNİK ANALİZ
Sırıkla atlama branşı 8 bölümde incelenebilir.
1.TAŞIMA
Sağ elle taşıyan sırıkçılarda sol el aşağıda olacak şekilde , yere düşey doğrultuda öndeki kolun ön tarafı yere paralel ve her iki dirseğin açıları 90 derecedir. Eller arası tutuş uzaklığı 40-60 cm. genişliğindedir. Yeni başlayanlarda geniş tutma durumu vardır. bu alışkanlık haline getirilirse ileride düzeltilmesi zor hatalara sebep olur. Sırığı taşırken ön ucu baş hizasında olması gerekir. Yere yakın taşınırsa , denge sağlamak için gövde geriye yatar. Yüksek taşınırda , hızla koşarken kazana giriş sırasında zorluk yaratılmasına neden olur.
2.KOŞU
Sırıkla yüksek atlamada ritm çok önemlidir. Yaklaşma koşusunu üç bölümde inceleriz. Bölümlerde yavaş , orta ve yüksek hızda koşu yaparız. Sağ elle atlayanlar için başlangıç işaretine x konur. Sol ayak bu işarete konarak , sağ adım ile koşu başlar. Sol ayak her yere değdiğinde sayılır. Sağ... sol (bir) , sağ... sol (iki) , sağ... sol (üç) her adımı saymak zordur. Bazı atletler durarak bazıları ise hareketli olarak koşuya başlarlar , bazıları da yerinde sayarak başlarlar. Önemli olan konu ilk işarete basarak koşuya başlamaktır. Bazı sırıkçılar erken hazırlanırlar , bu durumda kazana kadar hızlarını korumak için yorulurlar. En uygun sürate (optimum) üçüncü bölümde ulaşılmalıdır.

3.SIRIĞIN KAZANA SAPLANIŞI
Sıçrama noktamıza 2.5 fule kala sırığı kazana saplamaya başlarız. Burada kullandığımız tabirler ‘’ileri itekleme’’, ‘’Yukarı presleme’’ bunlara ek olarak birde ‘’Omuzu kulağa presleme’’ dir. Sırık ne kadar yüksek (büyük açıyla) saplanırsa o kadar kolay doğrulur. Asılma elinin izdüşümü , sıçrama ayağının pençesinde olmalıdır. Son adım çabuk ve kısa olmalıdır. Böylece sıçrama ayağı yere daha çabuk konmuş olur. Vücut ileri gider ve daha seri olarak yukarı uzanılmış olur. Sıçrama ayağı , sırığın ucu kazana temas etmeden , az önce yere basmış olmalıdır. Aksi halde önce sırık yere vurursa yatay hız nedeniyle kollar yukarda iken kalça ileri gidecek ve sıçrama zorlaşacaktır.
4.SIÇRAMA
Uzun atlamada olduğu gibi mümkün olduğu kadar yukarıya , fakat yatay süratini de kaybetmeyecek şekilde olmalıdır. Savurma bacağımızın uyluğu yere paralel kollar diri olmalıdır.
5.ASILMA
Buna presleme de denir. Burada uzun bir sarkaç pozisyonu oluşturulması istenir. Arkada kalan sıçrama bacağı mümkün olduğu kadar uzatılmalıdır. Eller dar tutuşta iken sarkacın boyu uzar. Sprint pozisyonunda öndeki dizini aşağıya indirirse , ağırlık merkezi aşağıya inecek ve böylece sırığın salınımı gelişecektir. Bu pozisyona gelince öne doğru sırığı presleme yapılır ve bu durum korunmaya çalışılır. Böylece sırığın kuvvet depolama işi uzatılır. Bu hareketin uygulanması delta pozisyonu (sırığın daha fazla bükülemediği 140 derece ) dönemini uzatır ve sırığa daha fazla kinetik enerji aktarımı olur.
6.GERİYE YUVARLANMA (ROCK-BACK)
Ağırlık merkezi her zaman A çizgisinin gerisinde olmalıdır. Burada sırıkçı kalçayı (ayakları değil) gözün üzerine çıkarmaya çalışmalıdır. Rock-back iki kısımdan oluşur. Sovyet ve Fransızlar geriye devrilirken önce kalça ve uyluk birden geriye gelir. Daha sonrada ikinci safhada bükülü diz ve ayaklar sırık doğrultusunda dizden ileriye uzatılır. Sağ ayak, sağ elin dışında sol ayak neredeyse sırığa değecek şekilde , fiziki açıdan sırık delta pozisyonuna gelip buradan geriye yuvarlanmaya geçmeden çok kısa bir çekme ile pozisyonu uzatılır. Bunu henüz çok az sporcu başarılı olarak yapmaktadır.

7.DÖNÜŞ
Sağ bacakla başlar. Hareket kol ile başlatılırsa ayakların erken düşme sorunu ve yükselti kazanamama problemi ortaya çıkmaktadır. Sağ ayağı sırığın uzantısına doğru uzatarak , yüksek bir pozisyon elde ederiz. Bacakları çatal bacak biçiminde açarak sağ ayak sırık doğrultusunda giderse , uçuş açımız 70 derece , iki bacakla birlikte giderse 40 derece olur. 70 derecelik açı en iyisidir.

8.İTİŞ VE ÇITAYI GEÇME
Her şey yolunda giderse , itiş kolay gerçekleşir , doğal olarak meydana gelir. Kurtulurken , baş parmaklar aşağıya bakacak , böylece dirsekler çıtaya çarpmayacak , bacakları aşağıya değil , geriye doğru atmak gerekir (Aksiyon-Reaksiyon). Bacaklar erken düşerse , çıtadan göğüs kamburlaştırılarak kurtulmaya çalışılır.
SIRIĞA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ÇALIŞMA TEKNİĞİ
Çocuğu sırıkta salınarak taşınması yanında , bükülmeden dolayı meydana gelen çökmeyi hissetmesi önemlidir. Yaylanma hissini vermek için sırık duvara iple bağlanır. Sırıkçı yaylanarak hissetmeyi öğrenir. Antrenör karşıdan sırığı tutarak sağa sola dönmesini önler. İlk sıralar güven hissi duyuncaya kadar ayaklarını düz tutarak daha sonra sprint durumuna gelir. Alta minder koyarak Rock-Back yaparak temel öğretilir. İlk yapılacak hareketlerden biri , yüksekçe bir yere çıkarak kazana sapladığı sırıkla yaylanarak salınım hareketini hisseder. Antrenörün salınıma yardımcı olmasıyla sırığı kazanda antrenör tutar , sırıksız olan sporsu gelir sırığı tutar ve salınım hareketiyle kum havuzuna düşer.



DEKATLON
1.Gün:100m.-uzun atlama-gülle atma-yüksek atlama 2.Gün:110 engelli disk atma-sırıkla atlama-cirit atma-1500m.

Dekatlon Nedir, Dekatlon Kaç Aşamada Yapılır


1.Gün:100m.-uzun atlama-gülle atma-yüksek atlama 2.Gün:110 engelli disk atma-sırıkla atlama-cirit atma-1500m.

On aşamalı ve bireysel olarak yapılan atletizm yarışmasıdır. Erkekler arasında yapılır. Birinci gün 100 m koşusu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 m koşusu, ikinci gün; 110 m engelli koşusu, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma, 1500 m koşusundan oluşur. 10 yarışmadan en yüksek toplam puanı alan atlet şampiyon olur. Onlu yarışma (100 m koşusu, uzun atlama, yüksek atlama, gülle atma, 400/110 m engelli, sırıkla yüksek atlama, cirit atma, disk atma, 1500 m koşusu). İki gün içerisinde, on aşamalı ve bireysel olarak yapılan atletizm yarışmasıdır.

HEPTATLON

1.Gün:100m.engelli-gülle atma-yüksek atlama-200m. 2.Gün : uzun atlama-cirit atma-800m


Heptatlon

thumb Heptatlon, yedili yarışmadır; sadece bayanlar yarışır. Sporcular 2 gün içerisinde 7 tane branşta yarışmak zorundadırlar.Salon yarışlarında ise erkeklerdeki çoklu yarışa da heptatlon denir. fakat orada branşlar farklıdır.Bayanlar ise salonda pentatlon yapar(5 li YARIŞ) 100 m Engelli Koşu

Heptatlon, yedili yarışmadır; sadece bayanlar yarışır. Sporcular 2 gün içerisinde 7 tane branşta yarışmak zorundadırlar.Salon yarışlarında ise erkeklerdeki çoklu yarışa da heptatlon denir. fakat orada branşlar farklıdır.Bayanlar ise salonda pentatlon yapar(5 li YARIŞ)
100 m Engelli Koşu
Yüksek Atlama
Gülle Atma
200 m Koşu
Uzun Atlama
Cirit Atma
800 m Koşu

Salon atletizminde heptatlon

Açık hava atletizmindeki dekatlon, salon atletizminde yerini heptatlona bırakır. Kapsamındaki yarışlar: 60 metre koşu
60 metre engelli koşu
Yüksek atlama
Sırıkla yüksek atlama
Uzun atlama
Gülle atma
1000 metre koşu

Rekorlar

Bayanlarda Rekorlar:
Dünya rekoru: Jackie Joyner Kersee (ABD), 1988, 7291
Olimpiyat rekoru: Jackie Joyner Kersee (ABD), 1988, 7291
1996’da altın madalya kazanan: Ghada Shouaa (Suriye), 6780

Konu AKTUĞ tarafından (07-10-2010 Saat 19:43 ) değiştirilmiştir.
AKTUĞ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-11-2009, 23:07   #3
AKTUĞ
Onur-Sat Forum Üyesi
 
AKTUĞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10-07-2008
Nerden: C\:Windows
Mesajlar: 1.449
ݝtibar Gücü: 37
AKTUĞ Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

Gülle atma




Sözlük anlamı: Küresel bir ağırlığın omuzdan fırlatılmasına dayanan pist ve alan sporudur.(1)

Günümüzde M. Ö. 3. yüzyıldan kalma bronz taş atıcısının heykelleri vardır. (Resim 1) O çağlarda güreşçiler tutuşu ve ensedeki kaslarını kuvvetlendirmek amacı ile içi kurşun doldurulmuş taş atarlardı.(4)
Taş yerine gülle (top güllesi) ilk kez İngiliz ordusundaki spor gruplarında kullanıldı 16 İngiliz Pfund (7,257 kg.) ağırlığında ve 7 İngiliz ayağı (2.134 m.) genişliğinde bir alandan atıldı. Bu mesafe 1857 yılından beri geçerlidir.(6) Daha sonra diğer ülkelerce benimsenmesi ile uluslar arası geçerlilik kazandı. (4)

Gülle atma branşı 1896 yılındaki ilk Modern Olimpiyatlardan bu yana olimpiyat disiplinidir. Fakat ilk geçerli dünya rekoru 1909’da 15.56 m. ile Amerikalı R.Rose’nin derecesi kabul edilmiştir.






Çizim 1: Güllenin Ölçüleri(3)




Bayanlarda ise ilk Dünya rekoru 1934 yılında G. Mauermayer (Alman) tarafından 14.38m. ile elde edildi. Bayan güllesinin ağırlığı ise 4 kg. olarak kabul edildi. (3)

Gülle atmada önemli kilometre taşlarından bir tanesi P.O.Brien’dir. O güne kadar 90˚ olan dönme atışını P.O.Brein değiştirdi. İlk defa sırtı atış yönüne dönük olarak yani 180˚ lik atış açısı ile atış tekniğini geliştirdi. 1956 ve 1960 Olimpiyat şampiyonluğunu elde etti.

P.O.Brein gülleyi 20 metrenin üzerinde atmayı kafasına koymuştu. Arabasında sürekli bir gülle taşır nerede aklına gelirse uygun bir yer bulur, saatlerce gülle atardı. Kısa süre sonra onu gülle atma tiki olan adam diye çağırmaya başladılar. Dünya şampiyonu olduğu sürece bu ünden rahatsızlık duymadı.

P. O. Brein gülleyi ilk defa 1953 yılında 18.00metrenin üzerinde atmayı başardı. Üç yıl sonrada 1956 yılında 19.00 metrenin üzerine taşıdı en son kırdığı dünya rekor 1959 yılında 19.30 m. oldu. (6)

Güllenin hızlanmasını geliştirici ilave teknik gelişimini Sovyet antrenörleri sağladı. “Kalçanın omuzlardan önce dönmeye başlaması dolayısıile ayak ve bacağın dönüş hareketine öncelikli olarak katılması“(5)



Resim 1: Taş atıcısı, Bronz, M.Ö. 3. Yüzyıl(4)



Doğu Alman Güllecileri yeni bir varyasyonu tartışmaya açtılar “Kısa- Uzun-Varyasyonu”
· Kısa bir kayma hareketi ile kayma ayağını çemberin ilk yarısında yere basarak iki bacak arasındaki mesafeyi uzattılar ve itme fazında güllenin yolunu uzun tutarak daha etkili bir itiş olanağı sağladılar. (6)


Çizim 2: “Kısa-Uzun-Varyasyonunda” ayakların durumu (6)

a=Başlama fazı........................ b=İtiş fazı
1972 yılında herkesi heyecanlandıran dikkatleri üzerine çekilen yeni bir teknik geliştirildi. İlk uygulayıcısının adı ile Barışnikow yada Dönerek atma tekniğidir. Burada amaç hızlanma yolunu uzatarak bir avantaj elde edebilmektir. Nitekim 22 metrelik dünya rekorunun geliştirilmesinde büyük etkisi vardır.


Çizim 3: “Dönerek atış tekniğinde” ayakların durumu.(6)

a=Başlama fazı................. b=İtiş fazı

Gülle demirden, pirinçten yada pirinçten daha yumuşak olmayan bir maddeden yapılır yada bu madenlerin içi kurşun yada başka bir madde ile doldurulur. Yüzeyinin düzgün bir küre biçiminde olması zorunludur.

Gülle atma çemberinin önüne konan çarpma takozu iç kenarı çemberin iç kenarına tamamen uyacak bir kiriş biçiminde ağaç yada diğer uygun bir maddeden yapılır. Yere çok sağlam ve kıpırdatılmayacak bir şekilde yerleştirilmelidir.

Çarpma takozunun içten uzunluğu 1.21-123 m., genişliği 11.2-11.6 cm. yüksekliği 9.8 -10.2 cm. olmalıdır.




Çizim 4: Çarpma takozunun çizimi (3)
Çemberi atış yönüne dik açı ile tam ortadan ikiye bölen çizgi iki yana en az 75cm. uzatılır 50mm. eninde beyaz olarak çizilir. (8)
Atış sonrasında bu çizginin gerisinden çıkılmalıdır. Atış sonrası önden çıkış fauldür.







GÜLLE ATMA KAYMA TEKNİĞİ


Çizim 6: Gülle atma hareketlerinin aşamaları (3)



Gülle atmadaki başarıyı etkileyen en önemli faktör kuvvettir.
Güle atmanın karakteristik yapısını belirleyen özellikler şunlardır.
* Kısa bir hızlanma mesafesi, (Diğer atma branşlarına göre)
* Çok kısa bir zamanda özellikle itme fazında büyük bir itme gücünün devreye sokulması.
Yukarıdaki nedenlerle geçtiğimiz yıllarda kat edilen mesafenin arttırılmasına ve mümkün olduğu kadar düz bir çizgide atışın gerçekleştirilmesi konularında uğraş verilmiştir.

Teknik açıdan başarılı bir atışın gerçekleştirilebilmesine etki eden faktörlerse,
* Kişinin yapısına uygun, biomekanik açıdan en elverişli başlangıç pozisyonunun alınması,
* Bütün sistemi etkileyecek ilk hızlanma için aktif bir başlama fazı,
* Çabuk, yatay, sürat kaybetmeden aynı zamanda vücudu itmeye hazırlayan bir kayma hareketi,
* Mümkün olan en kısa sürede kaymadan itme hareketine geçiş,
* Güllenin asıl hızının kazanacağı patlayıcı bir itiş hareketinin gerçekleştirilmesi.(2)



BAŞLAMA POZİSYONU


Başlama fazı biomekanik açıdan direk olarak atılan mesafeye etkisi yoktur. Bu fazda henüz gülleye etki edecek bir şey yapılmaz. Başlama pozisyonunun en önemli görevi atıcıyı biomekanik açıdan en uygun hız alma yolunun başına getirmektir. Bunun için gerekli olan gevşek bir başlangıç hareketidir.

Başlama pozisyonu: Atlet sırtı atış yönüne dönük olarak çemberin içersinde dik olarak durur.

Gülle atış elinin parmaklarla el ayasının birleştiği yerde tarak kemikleri üzerine başparmak ve parmaklar yanlara doğru hafif gergin açılarak tutulur. Çenenin sağ altbölümüyle boyun arasındaki üçgen bölgeye yerleştirilir.


Çizim 7: Güllenin Tutuluşu (3)

Başlama hareketi farklıdır. (Savurma bacağını ekstrem yükseğe kaldırılarak, savurma bacağının minimum yükseğe kaldırılarak, savurma bacağı kullanılmadan.)
Başlangıç için ikinci versiyon tavsiye edilir. Çünkü denge problemi olmaz, daha gevşek start pozisyonu sağlanabilir.
Vücut dik duruş pozisyonundan, omuzların dengesini bozmadan öne doğru eğilir. Buna paralel olarak destek ayağı (sağ) bükülür, aynı anda da sol ayak geriye doğru (Kalça hizasından yüksek olmamak kaydı ile) savrulur ve hemen arkasından tekrar destek ayağının yanına yaklaştırılır. Aşağı yukarı bir ayak gerisine getirilir.
Vücut ağırlığı sağ ayak üzerindedir. Bakışlar atış istikametinin tersine-aşağı, çaprazdır. Sol el atış yönüne karşı yöndedir.
Böylece Başlama hareketinin sonunda start pozisyonuna gelinir. Bu konumda Gülle izleyeceği yolun en alçak noktasına gelmiştir. Bu sıradaki gövde ile bacak arasındaki açı (kalça açısı) 50° destek ayağının diz açısı ise aşağı yukarı 100° dir. (2)

START FAZI


Savurma bacağının aktif harekete katılması ve sağ bacağın gergin hale gelmesi ile birlikte atış için gerekli olan ilk pozitif hız kazanımı bu fazda meydana gelir. Güllenin uçuş hızının %15-20’si bu fazda meydana gelir.

- Savurma bacağının, devreye girmesi dizin aktif olarak açılımı ile birlikte olur. Bacak yerden ve hızlı bir şekilde atış istikametinde hareket eder. Ağırlık merkezinin yerden yükselmemesi için geriye doğru itilen ayağın kalça yüksekliğini geçmemesi gerekir.

- Sağ bacağın gerilmesi de, yerden ve atış istikametine doğru gerçekleştirilir ( Optimal itiş açısı 60° ). İtiş taban ve topukla gerçekleşir. Topuğun deveye girmesi ağırlık merkezini aşağıda tutabilmek için uygun şartları oluşturur.

- Start pozisyonuna göre Gövdenin pozisyonu değişmez. Bacağın itişi ve savurma bacağı hareketiyle birlikte vücut bir parça doğrulmuş durumdadır. (Start pozisyonuna göre aşağı yukarı optimal 15-20°) Bu doğrulma, güllenin hareket doğrultusunda bir miktar yükselmesine yol açar. (2)



KAYMA FAZI

Kayma fazında bütün sistem, atlet ve güllenin yerle teması kesilir. Gülleye tekrar aktif olarak etki edebilmek için bu fazın mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde aşılması gerekir.
Buradan çıkan sonuca göre kayma hareketinin çabuk ve yere yakın bir şekilde aşılması gerekir.

Kayma fazının en önemli işlevi vücudun itmeye hazır hale gelmesidir. Gülle kayma fazı esnasında ayağı geçer ve omuz ekseni konumunu değiştirmezken kalça ekseni atış yönüne doğru döner.

Kayma bacağı itişini tamamladıktan sonra dizden bükülür ve ayak ucu sola döndürülerek yere konuşlandırılır bu aynı zamanda sağ kalçanın da öne doğru dönüşüne neden olur.

Aynı anda savurma ayağı da aktif olarak yere konur. Bacak ve kalçanın öne doğru dönüşü (bu esnada omuz ekseni hala başlangıç konumundadır) gövdenin hafif doğrulmasına neden olur; Gülle hareket yolu üzerinde bir parça daha yükselir. (Aşağı yukarı 15-20°)

Gövdenin aktif doğrulması mutlaka önlenmelidir.
Atıcı itiş fazında hızlanma yolunu uzun tutabilmek için bütün dikkatini güllenin atış istikametinin tersi yönde en uzak noktada tutmalıdır. (2)

GEÇİŞ FAZI


Geçiş fazı kayma hareketinden etkili bir itme hareketine geçişi koordine etmelidir.

Öncelikle sağ ayak yere konuş esnasında meydana gelecek olan frenleme etkisini amortize etmelidir.

Bu nedenle sağ ayağın diz açısı aşağı yukarı 120° açı ile bükülü olarak ayak ucunda yere konmalıdır. (resim) ayak ucu aşağı yukarı atış yönüne 110-120° açı ile yere konur.

Atletin sağ bacağının çabuk açılmaya başlaması buna bağlı olarak 2. pozitif hızlanmanın uygulanabilmesi, kayma öncesi başlangıçta gülleye uygulamış olduğu kuvvet ve sürate bağlıdır.

Geçiş fazı (Kaymadan sonra sağ ve sol bacağın yere konduğu zaman farkı) çok kısa sürmelidir.

Sol bacağın yere konuşu aktif olmalıdır. Ayağın iç kenarı çarpma tahtasından yarım ayak geriye konur. İtme fazında uzun ve iki ayağın etkin bir şekilde hızlanmaya etkisini sağlamak için güllenin geçiş fazında mümkün olduğu kadar az yol kat etmesi gerekir. Bu yüzden vücudun üst kısmı gülleyi mümkün olduğu kadar geride tutabilmek için bu faz esnasında pozisyonunu değiştirmemelidir.

Sağ ayağın yere bastığı anda omuz ekseni (Sağa doğru dönüktür ve kalça ekseni ile aralarında 90° lik bir açı vardır.) daha sağ bacağın üzerindedir. Sol bacağın yere konması esnasında sağ omuz buna bağlı olarak gülle sağ bacağın üzerinde kalmalıdır.
Omuz ekseni sol kolun hala geriye dönük halini koruyacak kadar dönebilir. (yandan bakıldığında) Sol omuzun sağ omzu geçmemesi gerekir. Kalça açısı aşağıdan sağ bacağın yere konuşunda 90°, sol bacağın yere konuşunda 100° yi geçmemelidir (2)

İTME FAZI


Güllenin asıl uçuş hızının %80-%85’ı bu fazda ortaya çıkar. Gerekli şartlar ise şunlardır.
· Büyük bir itme gücü.
· Optimal uzun bir yol(Güllenin yolunun Erkeklerde 1,65m. bayanlarda 1.55m.uzunlukta olmasına dikkat edilmelidir)
· Çok kısa bir zaman birimi (0,2 saniyenin altında)
Sol bacağın yere konmasından sonra (Gülleci bu anda en uygun itme pozisyonundadır) Fikse edilmiş vücudun sol tarafı etrafında patlayıcı bir itme ve dönme hareketi başlar.

Sağ bacağın öne ve yukarı açılımı ile gergin hale gelmesine bağlı olarak Sağ ayak, diz ve kalçanın sağ tarafı Kalça ekseninin atış istikametine paralel hale gelinceye kadar dönmeye devam eder.

Omuzlarda dönüşe katılır kalçaya atış yönüne paralel hale gelir (Dirsek atış yönüne dönmüş ve güllenin arkasında yer alır) Omuz ve kalça ekseni birbirine parelel ve dik açıda durmasına yardımcı olan sol koldur.
Gülle kalça ekseninin atış yönüne dik açı konumuna geldiğinde boyundan ayrılır.

Sol bacak önce dayanma ve kaldıraç fonksiyonu görür. Fakat son aşamada yukarı doğru açılma ve itme hareketine yardımcı olur.
Atış tüm vücudun ve kolun gerilmesi açılması ve arkadaki hatta iki bacağın yeri iterek (Atış esnasında iki bacak arasındaki aralığa bağlı olarak) en uygun 41° lik atış açı ile terk eder. (2)
21 m. ve üzerinde bir atış için 13m/s. nin üzerinde bir atış süratine ihtiyaç vardır.

Konu AKTUĞ tarafından (15-12-2009 Saat 22:20 ) değiştirilmiştir.
AKTUĞ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-11-2009, 14:51   #4
AKTUĞ
Onur-Sat Forum Üyesi
 
AKTUĞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10-07-2008
Nerden: C\:Windows
Mesajlar: 1.449
ݝtibar Gücü: 37
AKTUĞ Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

Atletizmin Tarihi,Branşları ve Kuralları

Atletizmin Tarihçesi Yunanca da kavga, mücadele ve savaş anlamına gelen athlos kelimesinden gelen 5000 yıllık tarihe sahip atletizm; koşu, atma ve atlama dallarını kapsayan çok yönlü gelişim gerektiren kurallı bir spor dalıdır.Atletizm sporu yarışma haline dönüşmeden önce yaşamlarını avcılıkla sağlayan insanlar koşma, atma ve atlamayı temel gereksinim olarak kullanmaktaydı. İrlandalılar ve Yunanlılar ilk olarak yarışma düzenleyen medeniyetlerdir.Eski İngiliz ve İrlanda eserlerinde, İrlanda daki atletik yarışmaların yer aldığı Tailteann Oyunları nın M.Ö 2000 yıl öncesinde düzenlendiği yazmaktadır. Eski Yunanda da atletizm aynı tarihlere rastlamaktadır. Homeros İlyada sında cenaze törenleri sırasında atletizm yarışmalarının düzenlendiğinden bahsedilmektedir. M.Ö 776 M.S 393 yılları arasında yapılan antik olimpiyatlarda atletizm müsabakalarının önemli yer tuttuğu görülmektedir. Tam sınırları bilinmemekle birlikte antik olimpiyatları Yunanistan da Olimpia daki kutsal vadide düzenlenmiş, hiç kesintiye uğramadan 1200 yıldan fazla devam etmiştir. Olimpiyat müsabakalarında en eski rekorların M.Ö 776 da olduğu belirlenmiştir. M.Ö e kadar olimpiyat oyunlarında sadece bir branşta müsabaka yapılmıştır. Stadia Yarışı adı verilen bu yarışın uzunluğu 192 metre idi. M.Ö den itibaren Diaulus adı verilen iki Stadia Yarışı, M.Ö 720 de yaklaşık 24 Stadia yı içeren doliçhus yarışı, pentatlon (M.Ö 720), güreş (M.Ö 688) ve pankreation (M.Ö 680) branşları eklenmiştir. Yarışların yapıldığı Stadianın zemini kumla döşeli olup, atletler çıplak ayakla yarışmışlardır.4. 12. yüzyıllar arasında antik olimpiyatların yapılmamış olması sebebiyle bu tarihler arasında atletizm hakkında kaydedilmiş bilgi bulunmamaktadır. 12. 14. yüzyıl arası savaşlarda okçuluğun önem kazanması ve atletizme ters düşmesi sebebiyle krallar atletizmi yasaklamışlardır. 17. yüzyıla gelindiğinde soylular, askerler arasında çeşitli iddialı atma, atlama ve yürüyüş gibi atletizm müsabakaları düzenlenmiştir. Bu müsabakaları 18. yüzyılda hız ve mesafe koşuları takip etmiştir.Atletizm yarışmaları düzenli olarak ilk kez 1825 te Londra da yapılmıştır. Modern atletizmin başlangıcı İngiltere de ilk resmi yarışların yapıldığı 1840 tarihi olarak kabul edilmektedir. 1861 yılında ilk atletizm kulübü İngiltere de kurulmuş ve adına da Mincino Lane Athletic Club denmiştir. 1866 yılında ilk şampiyona düzenlenmiş olup; 1877 yılında ise İngiltere ve İrlanda ilk uluslar arası müsabakayı yapmıştır. Sonrasında 1895 de New York Atletizm Kulübü ve Londra Atletizm Kulübü arasındaki yarışmalarla devam edilmiştir ve yarışmalar Amerika, Kanada, Avustralya ve Avrupa ya yayılmıştır.1896 yılında ilk modern olimpiyatlar yapılmıştır. Modern olimpiyatların başlarında atlama branşları günümüz olimpiyatlarında yapılanlardan farklıydı. Atlayıcılar kilolarla atlarlardı. Bu kiloların ne için kullanıldığı bilinmemekle birlikte tarihçiler kiloların kullanılmasını atlayıcıların sıkı bir şekilde düşüşünü sağlamak için olduğunu belirtmektedir. Disk atıcılarının kullandıkları disk günümüzde kullanılan diskten çok daha ağırdı ve taştan yapılmıştır. cirit ise atma elinin ilk parmağına sırım sarılarak atılırdı. 1896 da Athens de 13 ülkeden 285 sporcu 10 branşta ilk olimpiyat madalyalarını kazanmak için yarışmıştır.Günümüzde tüm dünyada uygulanan atletizm kuralları 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları yapıldıktan sonra, 17 Temmuz 1912 tarihinde Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu nun oluşumu için Stockholm da bir kongre yapılmış ve bu tarihi kongre Avustralya, Avusturya, Belçika, Kanada, Şili, Danimarka, Mısır, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, Norveç, Rusya, İsveç, İngiltere ve Amerika Birleşik Devleti olmak üzere toplam 17 ülkenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Olimpiyat oyunları uluslar arası yarışmaların gelişimi sebebiyle atletizm için uluslar arası bir yönetim kurumuna acil ihtiyaç vardı. Kural ve tüzüklerin evrensel prensipleri ve tüm dünyada kabul edilebilecek ortak amatör tanımı ile birlikte Dünya ve Olimpiyat Oyunları rekorlarının güvenilir bir şekilde kaydı gerekli hale gelmişti.Stockholm da yapılan bu toplantı inceleme mahiyetinde olmasına rağmen, IAAF kayıtları bunu ilk toplantı olarak kabul etmektedir. IAAF bir yıl sonra Berlin de (1913) yapılan Kongrede ilk tüzüğünü kabul etmiş ve ilk üyelik listesinde 34 ülke yer almıştır. J. Sigfrid Edström (İsveç) başkan olarak ve Kristian Hellström fahri sekreter olarak seçilmiştir. Uluslararası yarışmalar için ilk teknik kurallar, 1914 yılında Fransanın Lion kentinde yapılan üçüncü Kongrede yeni fahri sekreter Hilding Kjellman (İsveç) tarafından takdim edilmiş ve üyelere benzer kuralları kendi ülke yarışmalarında kabul edip uygulamaları için anlatılmıştır.2001 yılında Edmonton da yapılan 43, Kongrede IAAF (Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği) olarak yeniden isimlendirilmiş ve merkezinin (büronun) Monako ya taşınması kararı alınmıştır. 2002 yılından itibaren IAAF merekezi Monako dan faaliyetlerini sürdürmektedir. Günümüzde IAAF a bağlı 210 ülke bulunmaktadır.

BAYANLAR İÇİN ATLETİZM

1924 yılına kadar, bayanlar atletizm yarışlarını yöneten ayrı bir federasyon FSFI bulunmaktaydı. 1924 yılında yapılan Paris Kongresinde IAAF, FSFI nın beş bayan yarışı olan (100 metre, 800 metre, 4x100 metre, yüksek atlama ve disk atma) Paris olimpiyat Oyunlarında yer alması teklifini desteklemiştir. 1924 yılından günümüze kadar geçen sürede bayanlar atletizm sporunda performanslarını geliştirmeye devam etmişlerdir.IAAF gelişme programına göre, bölgesel gelişme merkezlerindeki uzmanlar bayanlar atletizm yarışmaları için odaklanmışlardır. IAAF Kongresi 1995 yılında Nawal El Moutawakel (Fas) ve Abby Hoffman ı (Kanada) IAAF Konseyinin ilk bayan üyeleri olarak seçmiş ve her ikiside 1999 yıylında tekrara seçilmiştir.İAAF bayanlar komitesinin teklifi ve IAAF Konseyinin kararı üzerine, spora bayanların katılma tarihini kutlamak, bayanlar atletizm sporunu tüm dünyada tanıtmak ve kadının rolünü yönetim, resmi görev yapma ve sahalarda antrenörlük yapmak için; 1998 yılı Uluslararası Bayanlar Atletizm Yılı olarak ilan edilmiştir.

ÜLKEMİZDE ATLETİZM

Ülkemizde atletizmi ilk olarak başlatan Galatasaray Lisesi nin Fransız asıllı Beden Eğitimi öğretmeni Curel dir. 1870 de öğrencilerini Kağıthane ye götürerek ilk idman bayramını düzenlemiştir. O gün koşu, atma, atlama branşlarında müsabakalar düzenleyerek dereye girenlere çeşitli ödüller vermiş arkasından pilav ziyafeti vermiş ve sonraki yıllarda bu gün pilav günü geleneğine dönüşmüştür. Robert Koleji nde de aynı yıllarda atletizm faaliyetleri düzenlenmiştir. 1896 yılında İstanbul da Kurtuluş (Tatavla) Kulübü nde gerçek anlamda atletizm başlamış ve bu kulüpten Constantin Devecis ve Çelebioğlu 1906 yılındaki Atina daki ara Olimpiyat Oyunlarına katılmışlardır. İlk Türk atleti Çanakkale savaşlarında şehit düşen ve aynı zamanda futbolcu olan Galatasaraylı Celal İbrahim dir. Bunu Şair Kazım ve Bedri Yıldırım izlediler. 1912 yılında Stockholm de yapılan Olimpiyat Oyunlarına Robert Koleji atletlerinden Vahran Papazyan ve Mıgıryan katıldılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer spor dalları gibi atletizmde de duraklama görüldü bu sönük yılların atletizmdeki başarılı isimleri olarak Silifke li Şükrü Dölek, Halil Bey, Selahattin Bey, Nurettin Otmar Savcı, Asım Bey ve Mesut Özok ön plana çıktılar.1922 yılında kurulan İdman Cemiyetleri İttifakı’ na dahil olan Atletim Federasyonu, faaliyete geçti ve ülkemizdeki ilk ciddi atletizm yarışmaları başladı. Bunu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Kurtuluş ve Beyoğlu Sporun yarışmalara getirdiği rekabet havası izledi. Türk atletizm tarihinde ilk Türkiye Şampiyonası yarışmaları, 05 Eylül 1924 de Eskişehir de yapıldı. Aynı Türkiye atletizm Federasyonu 1924 yılında IAAF a üye olmuştur.1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına Burhan Felek başkanlığında katılan atletlerimiz hiçbir varlık gösteremediler. Bu tarihten sonra getirilen Alman Alexy Abrahams, Amerikalı Mr. Louis ve Macar Ratkai Gula isimli antrenörler atletlerimizin eğitimi ve gelişmelerinde önemli pay sahibi oldular. Bu antrenörlerin eğitim çalışmaları ile Ömer Besim Koşalay, Rauf Hasağası, Adil Giray, Şekip Engineri, Suat Hayri Ürgüplü, Haydar Aşan, Unvan Tayfuroğlu, Vildan Aşir Şavaşır gibi atletler yetişti. 1930 yılında Atinada yapılan Balkan Oyunlarında 100 m. 11.1 sn derecesiyle ikinci gelen Semih Türkdoğan ın kazandığı gümüş madalya uluslararası yarışmalarda atletizm dalında kazanılmış ilk madalyadır. Bu yıllarda Mehmet Ali Aybar, Naili Moran, Cezmi Or, Cahit Önel, Çetin Şahiner, Muzaffer Baloğlu, Osman Çoşgül ve Doğan Acarbey de uluslar arası düzeyde başarıyla ülkemizi temsil etmişlerdir. Özellikle Türkiye nin ilk büyük atleti Ömer Besim Koşalay 13 yıl süren atletizm yaşamı boyunca altı ayrı dalda 29 Türkiye Rekoru kırmıştır. Bu atletleri de Raif Emergen, Füruzan Tekin, Rıza Maksut İşman gibi atletler izlediler. İlk bayan atletlerimiz ise 1926 yılında yapılan 50metre branşında yarışan Neriman Tahsin, Emine Abdullah ve Mübeccel Hüsamettindir.1932 Balkan Oyunlarında gülle atma branşında Veysi Emre, 1939 Balkan Oyunlarında 100 200 m. branşlarında Muzaffer Baloğlu altın madalya kazandılar. Bu dönemin en önemli maratoncusu ise Şevki Koruydu.Savaş sonrası yıllarda, atletlerimizin en parlak derecesini ise 1948 Londra Olimpiyat Oyunlarında üç adım atlama branşında bronz madalya kazanan Ruhi Sarıalp yapmıştır. Sarıalp, Londra Olimpiyatlarındaki başarısının tesadüf olmadığını 1950 yılında Avrupa Atletizm Şampiyonasında üç adım atlamada 14.53 lük derecesiyle Avrupa üçüncüsü olarak ispatlamıştır. Olimpiyat oyunlarında yarışan ilk bayan atletimiz Üner Teoman dır. 1948 Londra Olimpiyat Oyunlarında 100 m. branşında yarışmış ve serisinde 4. olarak elenmiştir.1955 yılında 800 m.de Akdeniz ve Balkanların en büyük atleti olan Ekrem Koçak, Dünya Ordular arası Şampiyonluğunu kazanarak, bir sezon içinde erişilmesi çok güç başarılara ulaştı. Bunu Gül Çıray (Akbaş), Muharrem Dalkılıç ın başarıları izledi. Olimpik alanda bir başka başarılı atletimiz, 1968 Meksika Olimpiyat Oyunlarında maraton branşında 4. olan İsmail Akçay dır. Aynı yıl Atinada yapılan Balkan Oyunlarında maraton koşan İsmail Akçay ve Hüseyin Aktaş ın altın ve gümüş madalya kazanmaları da bu dönemin önemli başarılarıydı.Dünya atletizmi dev adımlarla ilerlerken Türk atletizmi bir hayli gerilerde kalmıştı. 1970’ li yıllarda Veli Ballı maratonda Mehmet Yurdadön ve Sadık Salman kros koşularında, Ali Aydın cirit atamada, Sermet Timurlenk 800 m. de, Mehmet Tümkan orta mesafede, Ekrem Özdamar yüksek atlamada, Aşkın Tuna üç adım atlamada, Nurullah Candan dekatlonda, Neşe Çetin orta mesafede, Ülker Kutlu orta ve uzun mesafede uluslar arası müsabakalarda önemli dereceler elde ederek kürsüye çıkan sporcularımız olmuştur. Durgunluk 1980 li yıllarda da sürmüştür. Bu durgunluk Semra Aksu nun 1983 Balkan ve 1987 Akdeniz Oyunlarında elde ettiği ikincilik ve üçüncülük dereceleriyle biraz olsun aşıldı. Ayrıca, Mehmet Terzi ve Ahmet Altun maratonda, Mehmet Yurdadön ile Necdet Ayaz krosta ve uzun mesafelerde büyük başarılar kazanarak uluslar arası pek çok müsabakada madalyalar aldılar. 1989 1994 yılları arasında atletizmde bir atılım olmuştur ve bu yıllarda çoksayıda Türkiye rekoru kırılmıştır.1990 lı yıllarda Serap Aktaş maraton branşında uluslar arası müsabakalarda altın madalya alan ilk sporcumuz olmuştur. Fatma Yüksel uzun atlamada, Ekrem Ay Gülle atmada, Murat Ayaydın uzun ve üç adım atlamada, Gülsüm Durak yüksek atlamada, Aksel Gürcan 100-200 m. lerde Ruhan İşim sırıkla yüksek atlama ve 110 m. engellide, Alper Kasapoğlu dekatlonda, Cengiz Kavaklıoğlu 100 m. de, Zeki Öztürk 1500 5000 -10000 m. de Filiz Türker (May) 100 m. engelli yarışmalarında ülkemizi en iyi şekilde temsil etmişler ve madalya kazanmışlardır.2000 yılında Eşref Apak çekiç atamada Dünya Gençler Şampiyonluğunu, Sidney Olimpiyat Oyunlarında Süreyya Ayhan yarı final koşma başarısını göstermiştir. Orta mesafe atletlerimizden Süreyya Ayhan 2002 yılında kazandığı Avrupa Şampiyonluğu ile atletizm tarihimizde alınan ilk Avrupa Şampiyonluğu olma özelliğini taşıyor. Yine 2003 yılında Süreyya Ayhan ın 1500 m. de kazanmış olduğu ikincilikte bir ilkti. Elvan Abeylegesse 2002 yılında Avrupa Kros Şampiyonasında üçüncü 2003 yılında ise ikinci olmuştur. 2004 yılına gelindiğinde ise Atina Olimpiyat Oyunlarında Eşref Apak çekiç atmada üçüncü olarak ülkemize Ruhi Sarıalp ten sonra olimpiyatlarda madalya kazandırmıştır. Yine 2004 yılında Elvan Abeylegesse de bir ilke imza altı ve 5000 m.de Dünya Rekorunu kırdıAtletizm Genel Bilgisi Atletizm yarışmaları üç ana kategoriye ayrılır.Koşular, atma ve atlamalar. Bayanlar arası yarışmalar da aşağı yukarı erkeklerin yarışmalarının aynıdır. Bayanlar için Heptatlon, erkekler için de Dekatlon koşu, atma ve atlamaları birlikte içeren yarışmalardır. Kır koşuları ve yol koşuları, atletizmin sezon dışı dalları olarak kabul edilir. Koşular Atletizmin bir dalı olan koşular, önceden belirlenmiş çeşitli mesafelerde koşularak rakiplere ve zamana karşı yapılan mücadeleyi ifade eder. Tüm zamanların en eski ve en çok ilgi gören spor dallarından biridir.Pist yarışları ve yol yarışları olarak iki ana dala ayrılır. Pist yarışmalarında belirli bir mesafede en hızlı koşmak esastır. Tüm koşular "kronometre" denilen zaman ölçüsü ile ölçülür. Yarışmalar özel atletizm stadyumlarında yapılır. Stadyumun çevresinde kulvarlara ayrılmış elips biçiminde koşu pisti vardır. Ortadaki çim alan ise atma ve atlama yarışmalarına ayrılmıştır.Bütün yarışmaların oyun alanları stadyum üzerinde aynı anda bulunur ve aynı anda birkaç yarışma birden yapılır. Bununla birlikte yarışmalar açık havada ya da salonlarda düzenlenebilir. Salon müsabakalarında atma yarışmaları yapılmaz ya da değişik uygulama ve yöntemlerle yapılır. Fakat resmi dünya rekorlarının mutlaka açık havada kırılması, 100 m düz ve 110 m engelli yarışlarında ise arkadan esen rüzgarın hızının saniyede 2 m'yi geçmemesi gerekir.Pist yarışları 6 bölümden oluşur:a) Sürat Koşularıb) Orta Mesafe Koşularıc) Uzun Mesafe Koşularıd) Bayrak Koşularıe) Engelli Koşularf) Hendek Yol yarışları 4 bölümden oluşur:a) Maratonb) Yürüyüş c) Kır Koşusud) Sokak (Yol) KoşusuBu iki ana dal dışında bir de birleşik yarışlar vardır. Bu iki bölümden oluşur:a) Dekatlonb) HeptatlonPist Yarışları: Pist yarışları, genellikle 400 m'lik elips biçimli pistlerde yapılır.Atletizm Branşları ve Kuralları Koşullar

Konu AKTUĞ tarafından (07-12-2009 Saat 19:08 ) değiştirilmiştir.
AKTUĞ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-12-2009, 19:10   #5
AKTUĞ
Onur-Sat Forum Üyesi
 
AKTUĞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10-07-2008
Nerden: C\:Windows
Mesajlar: 1.449
ݝtibar Gücü: 37
AKTUĞ Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

KOŞULAR 6 BÖLÜMDEN OLUŞUR

a) Sürat Koşuları:Pist ve alan sporlarında; kısa mesafe atletlerinin bütün güçleriyle koşmasına dayanan, en süratli olanı belirleyen yarışlardır. Bir diğer ismi de kısa mesafe koşularıdır. Bu tür yarışmalarda koşucunun sürati ve dayanıklılığı yanında, temposunu değerlendirmesi de büyük önem taşır.Virajlı yarışların başlangıç çizgileri, tüm atletlerin aynı uzunluğu koşmalarını sağlamak için kademeli ve eğri olarak çizilmiştir. İç kulvarlardaki yarışmacılar yarışa daha gerilerden başlarlar. Sürat koşularının tümünde, oyun alanı olarak 400 m uzunluğundaki standart pist kullanılır. Bu pistlerin hepsinde "tartan" denilen sentetik bir bileşik olan yapay zemin vardır. Pistin bitiş çizgisi tüm yarışlar için aynıdır. Pist üzerinde 8 kulvar işaretlenerek, yarışmacıların birbirinden ayrılmaları sağlanmıştır.Sürat koşularının tümünde her koşucu, parkurunu kendi kulvarında koşarak tamamlar. Sürat koşucuları yarıştan önce ısınmalı, adalelerini gevşetici hareketler yapmalıdırlar. Sürat koşularında atletler çıkış takozları kullanırlar. Bu çıkış takozları, başlangıç çizgisinin hemen arkasına vidalanan, yarışmacının ayaklarını basarak ilk hızını almasını sağlayan genellikle metal bir alettir. Ayakların konduğu düz kısımlar, atletlerin tercihine göre ayarlanabilir.Bu çıkış takozları ile çömelmiş durumda çıkış yapmaya 1894'den sonra başlanmış olup, ilk kez 1930'da resmi yarışmalarda kullanılmıştır. Çıkış takozlarına, önemli yarışlarda yanlış çıkışları otomatik olarak saptayan elektronik bir mekanizma eklenir. Çıkış sırasında yarışmacının soğukkanlı ve hırslı olması çok önemlidir. Sürat koşularında atletler, ıslanma ile şeffaflaşmayan atlet ve şortlar giyerler.Numaralar kolayca görülebilecek büyüklükte sırta ve göğüse tutturulur. Çorapların pamuklu, beyaz ve dikişsiz olması gerekir. Yarışmalarda çivili özel spor ayakkabıları kullanılır. Bu ayakkabılar yarışma çeşidi ve atletlerin tercihine göre farklılık gösterebilir. Ama çiviler 2,5 cm uzunluğunu geçemez. Sentetik pistlerle birlikte metal çivilerin yerini lastik çiviler almıştır. Bu çiviler koşu sırasında yere batarak ayağın geri kaymasını önler.100 m'den 800 m'ye kadar olan yarışlarda koşucular yarışa, çömelmiş durumda bir ayak geride, öteki ayak çıkış çizgisinin hemen arkasında, el parmakları da yere değecek biçimde yerleşerek başlarlar. Çıkış hakemi 800 m'ye kadar olan koşularda (800 m dahil) "yerlerinize" ve "dikkat" komutlarını, daha uzun koşular için "yerlerinize" komutunu verir. Bütün atletlerin "dikkat" durumunda iki ayağı da piste değmeli ve hareketsiz beklemeleri gerekir.Yarışmalar bir tabanca veya benzeri bir aletin havaya ateşlenmesi ile başlar. Yarışmacılardan birisinin hatalı çıkış yapması durumunda çıkış tekrarlanır. İki kez hatalı çıkış yapan atlet diskalifiye edilir. Pist yarışmalarında diskalifiye olan atlet, pisti hemen terk etmelidir. Hatalı çıkıştan sonra yarışmacılar, tabancanın yeniden ateşlenmesi ile geri çağrılır.Sürat koşuları, yukarıda da belirtildiği üzere çökmüş vaziyette çıkış hareketiyle başlar. Fuleye geçmek için atılan toplanış adımlarıyla sürer. Bunu mesafenin 15-20 m'si ile son 5 m'si arasındaki fule adımları izler. Yarış ipinin göğüslenmesi ile koşu tamamlanır. Bitişte ipi göğüslemek veya finiş çizgisini geçmek, ya atletin ellerini başının üstüne kaldırması ya da elleri ile fırlatarak seride omuz ile dokunmak şeklinde olur.Yarışmalarda dereceler elektronik kronometre ile saptanır. Bu kronometreler, yarışmayı başlatan tabancaya bağlanmıştır ve ateşleme ile kendiliğinden otomatik olarak çalışmaya başlar. Ayrıca ipi göğüsleyen atlet, saniyenin yüzde birini saptayabilen "Foto Finiş" aletiyle tespit edilir. Zaman, silahın ateşlenmesinden, atletin gövdesinin bitişe vardığı ana kadar geçen süre ölçülerek bulunur. Beraberlik durumunda, ikinci tur her iki atletin katılmasına engel ise iki atlet yeniden yarışır. Bu durum dışında bütün beraberlikler olduğu gibi kalır.Sürat koşuları mesafelerine göre üç ana yarıştan oluşur:1- 100 m koşusu2- 200 m koşusu3- 400 m koşusu1 - 100 m koşusu: Sürat koşularının en kısası olup, tüm kuvvetin bir hamlede harcanmasını gerektirir. 100 m koşuları ana tribün önündeki virajsız düz parkurda koşulur. Her atlet kura ile belirlenen kendi kulvarında yarışır. İnsan hayatında önem taşıyan salise farkları 100 m koşularında çok önemli rol oynar.1912'lerde 100 m dünya rekoru 10,6 saniye iken 1968'de Jim Hines 9,9’a, 1991 yılında ABD'li atlet Carl Lewis 9.86'ya, 1994 yılında ise Leroy Burrell 9.85 saniyeye indirmeyi başardılar. 100 m yarışlarında en yüksek hız erkeklerde 45 km/saat, bayanlarda 40 km/saat olup bu hızlara ancak 40 m'den sonra ulaşılabilir.Atlet, ellerini çıkış çizgisinin arkasına koyarak kolları düz, kafası belkemiği ile paralel durumda, arka ayak çıkış takozunda iken, tabancanın ateşlenmesiyle ileri fırlar. Birinci adım 75 cm'i geçmez. İlk 10 m kısa ve seri adımlardan oluşur. 100 m koşucusu azami fırlayış, sürat ve adım uzunluğunu sağlayabilmek için ayakuçlarıyla koşmalı ve ayaklarını yukarıya fazla kaldırmamalıdır.100 m'de, birincisi çıkarken, ikincisi toplanışla fule arasında, üçüncüsü de son 15-20 m'de olmak üzere üç kez nefes alıp verilir. Atletlerin bitiş çizgisini geçmeleriyle yarış tamamlanır. Tüm sürat yarışlarındaki yarış kuralları, 100 m. koşularında da uygulanır.2 - 200 m. koşusu: 200 m koşusu, 100 m'nin devamıdır. Ancak 200 m atletleri ile 100 m atletleri arasındaki en önemli fark, nefes kapasiteleridir. 200 m'ci başlangıçta 20 m'de bir nefes alır, sonlara doğru nefes alışı daha sıklaşır.Ayrıca 200 m'ciler, 100 m'cilerden daha yumuşak bir koşu tarzına gereksinim duyarlar. Bir de daha dayanıklı ve inatçı olmaları gereklidir. 200 m koşuları virajlı parkurda yapılır, yarış kuralları diğer sürat koşularında olduğu gibidir. Her 200 m'ci 100 m. koşabilir, ama 200 m. koşamayan 100 m. atleti çoktur.3 - 400 m. koşusu: Bu koşuya sürat koşusu veya sprint (fırlayış) denilebilir. Bu koşular ilk kez 440 yarda olarak 20 yy. başlarında düzenlendi. 400 m, güçlü bir vücudun bile ancak teknikle koşabileceği bir mesafedir. Sürat koşucuları ve yarı mukavemet koşucuları, 400 m'yi başarıyla koşarlar.En iyi 400 m sonuçları, normal-ritmik bir şekilde nefes alındığı ve her 100 m'nin birbirine denk hızla koşulduğu zaman alınır. 400 m. koşuları virajlı pistlerde yapılır ve bu yarışlarda ilk çıkış çok önemlidir. Yarış kuralları ve kullanılan malzemeler diğer sürat koşularında olduğu gibidir.

b) Orta Mesafe Koşuları: Orta mesafe koşuları, kısa mesafe koşuları ile uzun mesafe koşuları arasında sürat ve güç ögelerinin her ikisine de gereksinim duyulan yarışlardır. Günümüzde büyük bir gelişme gösteren ve baştan sona süratle koşulmaya başlayan orta mesafe koşularının bir diğer adı da "Uzun Sürat Koşuları"dır. Sürat koşularından farklılığı, son anda hızlanmaya olanak verecek bir tempoyla koşulmasıdır.20. yy başlarına kadar yarım mil ve bir mil koşuları düzenlenirdi. Ülkemizin başarılı orta mesafe atletleri olarak 800 m'de Ekrem Koçak, Muharrem Dalkılıç'ı, 1500 m'de ise Mehmet Tümkan'ı sayabiliriz. Dünyada en ünlü orta mesafe koşucuları ise Finli atletler Paavo Nurmi ve Lasse Viren, Çek Zatopek ve İngiliz Sebastian Coe'dur. Orta mesafe koşuları, pist üzerinde saat yönünün tersine koşulur. Her tur sonunda vakit belirtilir. Son tura girerken ya kampana çalınır ya da havaya ateş edilir.Orta mesafe koşuları mesafelerine göre ikiye ayrılır:1- 800 m. koşusu2- 1500 m. koşusu1- 800 m. koşusu: Büyük bir efor ve sürat harcanılan 800 m. koşuları, hafif atletizm sınıfı bir koşudur. İyi bir 800 m. koşucusu dayanıklı, süratli ve çok zeki olmalıdır. Çömelerek yapılan bir çıkıştan sonra, ilk 50-60 metreyi büyük bir süratle geçmek ve ilk virajı iyi almak çok önemlidir.Çok yorucu olan bu yarışta atletin adımları uzun, serbest ve yumuşak olmalı ve devamlı rakiplerini kontrol etmelidir. Koşucu ağzından ve burnundan nefes alabilir. Yarış taktiklerini ve süratinin derecesini bilmesinde büyük bir yarar vardır. Yarışmalarda eğer önde değilse, önde koşan koşucuya göre temposunu ayarlamalı, rüzgârı hesaba katmalı, son virajda atağa kalkmalıdır.2- 1500 m koşusu: Bu koşu kuvvetli, dayanıklı ve süratleneceği yeri iyi bilen atletlerin başarabileceği koşudur. 1500 m koşucularının kendi vücudu ahenkli ve uyumlu olmalı, ayakların tabanı ile basarak koşmalı, nefes alma ritmi düzgün olmalıdır. Bilinen temposunu değiştirmeden korumalı, son 100-300 m'de süratlenmelidir.c) Uzun mesafe koşuları: Uzun mesafe koşuları, finişte atağa kalkmanın orta mesafede olduğu kadar önem taşımadığı, her şeyin tempoya bağlı olduğu son derece sağlam bir yapı isteyen koşulardır. Uzun mesafe koşularında da stil ve nefes çok önemlidir. 2 m'de bir nefes alınıp verilir. Adımlar kısa ama daha serbest olup, ayaklar yere tabanla basar. Adımlar makineleşmiş bir tempoyla atıldığı için, bir diğer adı da "Araba Koşusu"dur.Dünyada en ünlü uzun mesafe koşucusu, Finli Atlet Paavo Nurmi'dir. Nurmi, mesafeye göre "devamlı bir tempo" ile adım atmanın faydasına inanır ve koşu mesafesini turlara bölerek, her turu belirli bir zamanda geçmeyi hedeflerdi. Bu "tempo" sistemiyle 1923'te Stokholm'de 4 dk. 10 sn ile dünya rekoru kırdı. Uzun mesafe koşan diğer ünlü atletler olarak Avustralyalı Ron Clarke, Etiyopyalı aynı zamanda maratoncu Abebe Bikila ve Doğu Alman Waldener Ciepinski'yi sayabiliriz.Uzun mesafe koşuları mesafelerine göre üçe ayrılır:1 - 3000 m koşusu2 - 5000 m koşusu3 - 10000 m koşusu1 - 3000 m Koşusu: Pistin 400 m uzunluğundaki bölümünün 7,5 tur olarak koşulduğu uzun mesafe koşusudur. Bu koşu 1982 yılına kadar bayanların en uzun mesafe koşusu iken, aynı yıl Avrupa Şampiyonası'nda bayanlar maraton da koşmaya başlamıştır.2 - 5000 m Koşusu: Pist üzerinde yapılan bu koşu, pistte 12,5 tur olarak koşulur. İlk derecesi 1875 yılında Londra'da 17.07 ile yapılmıştır.3 - 10000 m Koşusu: 400 m'lik oval pistte 25 tur olarak koşulur. Önde koşan atletin, arkadan gelen atlete 400 m fark yapmasına "tur bindirme" denir.d) Bayrak Koşuları: Takımların 30 cm boyundaki tahta veya metal bir sopayı (stafeti), elden ele geçirerek ve sırayla koşarak yaptıkları yarışlardır. Takımlar 4 atletten oluşur. Eski Yunan'da ellerinde bir meşale ile yapılan bayrak koşuları, 1895 yılında ilk kez atletizm yarışmalarında yer almıştır.Günümüzde 4'er kişilik takımlar halinde çeşitli mesafelerde koşulmaktadır. Yalnız Balkan ülkeleri arasında yapılmış ve adı "Balkan Bayrak" olarak kalmıştır. Dörder atlet arasında 800 m, 400 m, 200 m ve 100 m koşulan bir türü daha vardır. Ayrıca bir zamanlar yurdumuzda bir hayli yaygın olan "İsveç Bayrak Koşusu" da bir diğer bayrak yarış türüdür. Bunların mesafeleri de 400, 300, 200 ve 100 m'dir.Toplu koşucular tarafından koşulan bayrak yarışlarında esas olan, koşucunun kendi mesafesini bitirdikten sonra elinde bulunan sopayı yeniden koşacak olan arkadaşına vermesidir. Eğer sopa düşürülürse, düşüren atlet yerden alır. Sopa düz ağaç veya metal bir borudan yapılmış olup, 28/30 cm uzunluğunda, 50 gram ağırlığında ve tek parçadır. Yarışlar, hareketsiz duran yarışmacıların tabanca patlatmasıyla aldıkları startla başlar. Takımlardaki dört atletin her biri yarışmanın bir bölümünde koşar, koşu sırasında elde bir sopa taşınır. Sopa değişimi 20 m'lik bir bölgede yapılır.1964 yılında yapılan bir kural değişikliği ile kısa mesafe bayrak yarışlarında koşucunun sopayı almak için bayrak değiştirme bölgesinin 10 m. gerisinden koşmaya başlamasına izin verildi. Ancak "çubuk değiştirmek bölgesinde" el değiştirmelidir. Bu değişim; dıştan değişim ve karma değişim diye iki şekilde olur. Dışta değişimde koşucu, çubuğu sol elinden arkadaşının sağ eline verir. Karma değişimde ise hem sağ hem sol el ile stafet değiştirilebilir. Bayrak fırlatılarak değiştirilemez. Seçmelerden sonra takımdaki oyuncu değişikliği ancak zorunlu olması durumunda doktor raporuyla yapılabilir.Bayrak koşuları erkekler ve bayanlar için ikiye ayrılır.1- 4x100 m bayrak yarışları: Erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları'dır. 4x100 m bayrak yarışları baştan sona kulvarlarda koşulur. Çıkış yapan atlet bayrağı sağ eliyle taşır. Bayrak bir turda her 100 m sonunda olmak üzere, üç kez el değiştirir. Her kulvarda, 20 m'lik bayrak değiştirme bölgeleri işaretlenerek değişikliklerin buralarda yapılması sağlanır. Buna uymayan takımlar diskalifiye edilir. Hiçbir atlet yarışmada bir bölümden fazla koşamaz.2- 4x400 m bayraklar yarışları: Bu bayrak yarışı da 4x100 m gibi erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları'dır. 4x400 m bayrak yarışında ikinci yarışmacıdan itibaren takımlar, verilmiş olan handikaba göre 400 ya da 500 m sonunda iç kulvara geçebilirler. Yarışın kulvarda koşulmayan bölümlerinde atletler, bayrak değiştirmek için kendi kulvarlarına dönmelidirler. Atlet bayrağı verdikten sonra, hemen kulvarı terk etmeli ve arkadaki takımın atletine engel olmamalıdır. Her hangi bir takım, kasıtlı veya kasıtsız engelleme yaparsa veya bayrak değiştirirken yardımlaşırsa takım halinde diskalifiye olur.e) Engelli Koşular: Eşit aralıklarla yerleştirilmiş engelleri aşarak, koşmaya dayanan hafif atletizm sınıfından pist ve alan sporudur. Engelli koşu 19. yy'da İngiltere'de ortaya çıkmıştır. 1920'lerde bayanlar da bu sporu yapmaya başlamıştır. 1935'de ağır ve ters çevrilmiş T biçimindeki engel yerine, L biçimindeki engellerin kullanılmaya başlaması, engelli koşuların en önemli gelişmesi sayılır.Engelli koşularda başarı tekniğe dayanır. Engel tekniğini öğrenebilmek uzun bir çalışma, sabır ve dikkat ister. Bu da engelli koşularda az atlet yetişmesine neden olmaktadır. Engellerin kavisli ve L biçiminde olup, L'nin alt kenarı koşucuya doğru bakar. Bu tür engeller devrildikten sonra atletin ayağına takılmaz. Engeller üst kenarından merkezine 3,5-4 kg'lık bir güç uygulandığında devrilecek biçimde yapılmıştır.Engellerin yüksekliği yarışmalara göre değişir. Her atlet kendi kulvarında koşar. Her kulvarda on engel vardır. Günümüzde engelli koşu atletleri, iki engel arasında hız koşusu tekniğinden yararlanırlar. Atlet, engellerin tam üzerinden geçmelidirler. Engeli aşarken çift kolla ileri doğru hamle yaparken iyice öne doğru eğilir, ardından da bacaklarını, hızını kesmeden yarışmaya devam etmesini sağlayacak bir biçimde de öne uzatır.Engel koşusu sırasında atlet, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse, kendi kulvarından olmayan bir engeli atlarsa, el veya ayağıyla kasıtlı olarak bir engeli devirirse diskalifiye olur. Ancak kasıtlı olmamak kaydıyla engel devirmenin cezası yoktur. Uluslar arası Amatör Federasyonu (IAAF)'nin kararına göre engelli yarış mesafeleri dörde ayrılır. Buna göre:1- 100 m engelli bayanlar2- 110 m engelli erkekler3- 200 m engelli erkekler4- 400 m engelli erkekler1 - 100 m engelli bayanlar: 1966 yılında IAAF tarafından kabul edilen, her biri 84 cm yüksekliğinde on engelin yer aldığı tamamen teknik bir koşudur. İlk engele kadar olan mesafe 13 m, engeller arası 8,5 m'dir. Son engel ile bitiş çizgisi arası 10,5 m'dir. Her yarışmacının ayrı bir kulvarda koştuğu bu yarış, 1972 Olimpiyat Oyunları'nda 80 m yarışının yerini almıştır.2 - 110 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olan erkekler arası bir koşu olup, engellerin üzerinden düzgün bir hızla ve ahenkle geçmeyi gerektirir. 110 m engellide günümüzün en büyük ismi Birleşik Amerikalı Greg Foster'dır. 1983-1987'den sonra 1991'deki Tokyo Dünya Şampiyonası'nda elde ettiği 13.06'lık rekorla en büyük olduğunu kanıtladı.Bu yarışmalarda her biri 106,7 cm yüksekliğinde on engel vardır. İlk engele kadar olan mesafe 13.72 m'dir. Engeller arası mesafe 9.14 m'dir. Son engelle bitiş arası 14,2 m'dir. İlk engele 7-8 adımla gelinir. Engel aralarının iniş - çıkış hariç, üç adımda geçilmesi yarışmacı için avantajlı bir durumdur.3 - 200 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olmayan bir koşudur. On engelin her biri 76,2 cm yüksekliğinde olup, 18.29 m arayla yerleştirilmiştir. Çıkış yeri ile ilk engel arasındaki mesafe 18.29 m olup son engel ile bitiş çizgisi arası 17.10 m'dir.4- 400 m engelli erkekler: Olimpik karşılaşmalara dahil, teknik olarak çok ekonomik olan, vücudun daha az yatırıldığı 110 m engelliye göre sürati daha düşük bir koşudur. 400 m engelli koşu atletin, atletik yeteneklerini ortaya koyduğu bir koşudur. Ritm ve fulelerin uzunluğu son derece önemli olup, ilk engele 21-22 fule ile vararak, diğer engel aralarını 13-17 fulede aşmak, en ideal olanıdır. Atlet, engel aralarında kaç adım atacağını önceden tespit etmelidir. Bu koşularda engel yüksekliği 91,4 cm olup, 35 m arayla on engel yerleştirilmiştir. İlk engele kadar olan mesafe 45 m, son engel ile bitiş çizgisi arası 40 m'dir. Atlet kendi kulvarında yarışır.Ayrıca 1976 yılından beri erkek atletlerin yanısıra bayanlar arasındaki yarışmalarda engellerin yüksekliği 76,2 cm olup, diğer ölçüler erkeklerarası koşularda olduğu gibidir. 400 m engelli, 400 m düz yarışlarına göre daha kolay izlenir. Bütün kulvarlarda her engel, başlangıç çizgisinden eşit uzaklıktadır. Aynı sıra numaralı engeli ilk aşan atlet önde gidiyor demektir.f)Engelli / Hendekli: Olimpik hendekli koşusu 3000 metre koşulan ve erkekler arasında yapılan bir yarışmadır. Hendek yarışının parkurunda 28'i kuru, 7'si sulu 35 engel bulunur. Yarışmacılar engellerin üzerine basıp geçebilirler ya da atlayabilirler. Engellerin arası ortalama 78 m olup, yüksekliği 91,1-91,7 cm, genişliği 3.66 m, ağırlıkları ise 80-100 kg'dır. Çarpıldıklarında yıkılmayacak biçimde olup, en içteki üç kulvara yerleştirilmişlerdir. Her iki uçlarında 120-140 cm arası tabanlar vardır.Başlangıç noktasından itibaren 270 m'ye kadar hendek yoktur. Her turda 5 engel bulunur. Bunlardan dördü kuru, biri suludur. Su hendeğinin genişliği ve uzunluğu 3.66 m, engele en yakın su derinliği ise 70/75 cm'dir. Yarışmacılar su engelini aşarken engelin üstüne basabilir. Su hendeğinin önündeki engel, kımıldamayacak biçimde hendeğe yerleştirilmelidir. Bir hendek koşucusu; engelin yanından geçerse, su engelinin üzerinden veya içinden geçmezse, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse diskalifiye olur.Yol yarışlarıa)

Maraton: Atletizmde en uzun mesafeli (42.195 m), sert tabanlı yollarda gidiş dönüş olarak yapılan mukavemet koşusudur. Adını eski Yunanistan'daki Marathon Savaşı'ndan aldı. İlk kez 1896'da düzenlenen Atina Olimpiyat Oyunları'nda koşuldu, 1924 yılında 42.195 m olması benimsendi. Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu 1992 yılından itibaren 21.100 m'de yarı maraton Dünya Şampiyonası düzenlemeye başladı.Maraton parkurları aynı nitelikte olmadığı için dünya rekoru kaydı tutulmaz. Sadece en iyi derece vardır. Türkiye'de maraton, ilk kez 1937'de resmi yarışmalarda yer aldı. 1970'lerde bayanlar da resmen yarışmalarda yer almaya başladı. Uluslararası popüler yarışma olarak Boston Maratonu, Türkiye'de ise 1979'dan beri yapılmakta olan Asya-Avrupa Maratonu gösterilebilir.Maraton koşularında yalnız bacaklar kollar değil, karın kasları dahil vücudun bütün kasları hareket eder. Maraton koşularında çıkış ve bitişler genellikle stadyum içinde olursa da bu şart değildir. Ana yollar üzerinde koşulan bu yarışmalarda trafik ekipleri de görev alır. Yarışma öncesi her atletin sağlık kontrolünden geçmesi ve koşar raporu alması zorunludur.Mesafeler kilometre ve mil olarak yol boyunca gösterilir. Her 5 km'ye yerleştirilen resmi yiyecek - içecek merkezlerinde atletlerin istedikleri yiyecekler ve içecekler bulundurulur. Bir maraton koşucusu koşu sırasında 3000 kilo kalori kadar enerji harcar. Eski yıllarda atletler, yiyeceğe fazla önem vermelerine rağmen son zamanlarda sadece suyla ağızlarını çalkalayıp yüzlerini ve başlarını ıslatmakla yetinmektedirler. Yollar üzerinde yapılan yarışmalarda parkur, koşu çizgisi boyunca ölçülür. 50 m'den fazla fark kabul edilmez.b)

Yürüyüş: Bir spor dalı olarak yürüyüş, adımların zeminle temasını kaybetmeden hızla ilerlemeye dayanan, Olimpiyat Oyunları'nda yer alan, hafif atletizm dalında bir spordur. Yürümek ile yürüyüşü birbirine karıştırmamak gerekir. Yürüyüş başlı başına bir spor olup, kuralları, tekniği ve taktiği olan, karın adalelerinin yardımıyla ayaklar ve bacaklarla yapılan, kollarla dengelendirilen bir ilerleme hareketidir.Yürüyüş sporu ilk kez 1867 yılında İngiltere'de yapılmış, 1908 yılında 16.090 m olan mesafe daha sonra 10 km'ye inmiştir. 1948 yılında ise pistte 10 km, yolda 50 km olarak belirlenmiştir. 1956 yılından itibaren de yarışmalar bu mesafede yapılmaktadır. Türkiye'de 1940 yılında Robert Koleji'nde yapılan atletizm yarışmalarında, 1500 m yürüyüş yarışması yer almasına rağmen, ilk resmi yarışmalar 1952 yılında İstanbul'da yapılmaya başladı. İlk yürüyüş yarışması 10 km üzerinden Fenerbahçe stadında yapıldı. Bu yarışmalarda yer alan ilk Türk atletleri Selahattin Yıldız, Vartan Avukyan ve Isak Franco'dur. Gerek pistte ve gerekse yollarda yapılan yürüyüş sporunda ayaklar, zeminle temasını kaybetmemeli, öne doğru atılan ayak topuğu, diğer ayak yerden kalkmadan yere temas etmelidir. Önce zemine ayak topuğu, sonra taban, sonra da ayak değer. Bu da ayakların kalçadan hareket ettirilmesi ile mümkün olur. Yürüyüş sporu yapanların giydikleri ayakkabılar, zorlanmaya dayanıklı ve hafif olmalıdır. Ayakkabı bantlarının mafsalları koruyacak şekilde ve ökçeye doğru kama şeklinde bir artımı vardır. Taban kalınlığı 13 mm'yi geçemez. Topuk ise tabandan 13 mm daha yüksek olabilir. Yürüyüşçüler genellikle beyaz güneş şapkaları ve güneş ışınlarını yansıtan açık giysiler kullanırlar. Kalın çorap giyerler.Yürüyüş yapanların bacak ve baldır kasları çok gelişir. Bu spor kan dolaşımını hızlandırır, adaleleri geliştirip iç organların çalışmasını düzene sokar. Yürüyüş yarışmalarında da koşularda olduğu gibi adım uzunluğu ve saniyedeki adım sayısı çok önemlidir. Diğer önemli noktalar; ayakların düz bir hat üzerinde hareket etmesi bacakların temposudur.Yürüyüşte iki stil vardır.Birincisi Avrupa Stili olup, atletler çok kuvvetli kol hareketi içeren bir stil uygular.İkincisi de Meksika Stili olup, atlet baş, omuz ve gövdesini sallayarak yürür.Yollar üzerinde yapılan yürüyüş yarışmalarında yarışmacıların güvenliği sağlanmalıdır. Yarışmalarda 5 km aralıklarla içecek istasyonları bulunur. Organizatör ya da atletlerin kendi sağladıkları bu içecek- yiyecekler, atletlerin kolayca bulabileceği ve ellerine verilecek biçimde yerleştirilir. 20 km'den sonra yalnız su sağlayan istasyonlar vardır. Yürüyüş yarışları hem pistte hem de yolda yapılabilir.Olimpiyat Oyunları'nda yer alan yürüyüş yarışmaları 20 ile 50 km üzerinden yapılır. 50 km olan yarış, maratondan 8 km daha uzun olup, en uzun mesafe yarışıdır. Bayanlar 10 km üzerinden yürüyüş yarışmalarına katılırlar. Dünya Kupası için IAAF'nin belirlediği yürüyüş yarışması, erkekler için "Lugono Kupası" ve bayanlar için "Lochboın Kupası"dır. Yarışmalarda yarışmacının yürüyüş biçimini, yarışın herhangi bir anında kurallara uyup uymadığını kontrol etmekle görevli, her atlet için birisi lider olmak üzere üçer hakem bulunur.c) Kır Koşuşu: Kırsal alanlarda inişli-çıkışlı toprak üzerinde yapılan uzun mesafe koşusudur. Kros olarak da bilinir. İlk uluslar arası yarışma Fransa ile İngiltere arasında 1898'de yapılmıştır. 1903 yılında İngiltere, İrlanda ve İskoçya'nın katılımı ile başlayan şampiyonaya daha sonra diğer ülkeler de katılmıştır. 1924 yılında yaz yarışmalarına uygun olmadığı için Olimpiyat Oyunları'ndan çıkarılmıştır.1962 yılında IAAF, uluslar arası kuralları yeniden belirlemiş, 1967'de ilk kez bayanlar arası kır koşusu düzenlenmiştir. ABD'den erkeklerde Pat Porter, ard arda 8 kez kazanarak, kır koşusunda ulaşılması güç bir rekor sahibi olmuştur. IAAF'nın belirlediği uluslar arası yarışmanın standart mesafesi, erkekler için 12 km'dir. Kır koşusu, belli bir pistten düzenlenmediği için dünya rekoru tutulmaz. Bu koşuya katılacaklar sıkı bir sağlık kontrolünden geçirilmeli, kalp ve ciğerlerinin sağlam olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Kır koşusu, bir kış sporu olup, her türlü hava koşullarına katlanan atletlerin, azim ve iradeleri ölçülür ve atlerler yaz oyunları için hazırlanma fırsatı bulurlar.Atleler yün şapka ve eldiven kullanıp, her zemine uyum sağlayan "waffle" tipi sentetik tabanlı ayakkabılar giyerler. Kır koşuları, bireysel yarışlar ve takım yarışları biçiminde yapılır. Takım koşularında her takım 6-9 atletten oluşur. Bu takım yarışlarında kaç sporcunun puanlarının değerlendireceği önceden belirlenir. Belirlenen sayıda en az kötü puanı alan takım, yarışı kazanır.Kır koşularının bir değişik türü de bayraklı kır koşusudur. Bu yarışlarda bayrak yerine koşucu, koşacak olanın eline dokunur. Kır koşularında koşu yönünün sol tarafından kırmızı, sağ tarafına beyaz flama dizilir. Gerekli noktalarda kontrol için hakem bulundurulur. Yarış sonunda çit veya iple belirlenen ve tüm koşucuların teker teker geçebileceği, huni biçiminde bir finiş tüneli vardır. Tüm yarışmacılar bu tünelden geçerken, hakemler tarafından numaralanarak bitirme dereceleri yazılır.d) Yol Koşusu: Kış koşularının değişik bir türü olup, şehir içindeki ana cadde ve sokaklarda koşulur. Türkiye'de ilk kez 1922 yılında Fatih ile Harbiye arasında koşuldu. Şehir trafiğinin yoğunlaşması bu koşulara olan ilgiyi azaltmasına karşın, Ankara'da yapılan 2000 yılında 65 ncisi. Düzenlenen "Büyük Atatürk Koşusu", 10 bin 500 m'lik bir sokak koşusu olarak yapılmaya devam etmektedir.Ayrıca Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen "Dedeler Yarışı"da, 1980 yılından beri bir sokak koşusu olarak sürdürülmektedir. (50-55, 56-60, 61-65 ve 66 ve daha üstü yaş gruplarında). Bir diğer sokak yarışı da Asya - Avrupa Maratonu ile yapılan halk koşusudur.Birleşik YarışlarBir diğer adı da Kombine Yarışlar olan bu yarışlar, koşma, atma ve atlamalardan meydana gelir. MÖ. 8. yy'dan itibaren atletizm müsabakalarında yer almaya başlamış olup, öncelere beş dalda iken, sonraları İskandinav ülkelerinin öncülüğü ile 10 dalda yapılmaya başlandı. Birleşik yarışlar dekatlon ve heptatlon diye ikiye ayrılır. Günümüzde dekatlon ve heptatlon yarışmaları bir bütün olarak görülmektedir. Atletlerin iki gün süren bu yarışmalara bedensel ve ruhsal yönden çok iyi hazırlanmaları gerekir. Birleşik yarışlar ikiye ayrılır. Buna 1981 yılından beri koşulmayan pentatlonu da bilgi sahibi olmak amacıyla ekleyebiliriz.

a) Dekatlon (10'lu yarışma/erkekler)

b) Heptatlon (7'li yarışma/ bayanlar)

a) Dekatlon (10'luu yarışma) : Sürat, kuvvet ve beceri isteyen karışık yarışmalardır. İlk kez 1884 yılında Amerika'da uygulandı, 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları ile oyun programına dahil edilmiş ve bundan sonra da giderek önem kazanmaya başladı.Dekatlon, erkekler arasında yapılan on yarışma dalından oluşan birleşik yarışlardır. İki gün süren bu yarışmalarda birinci gün; 100 m, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama ve 400 m koşulur. İkinci gün; 110 m engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma ve 1500 m koşulur. Bir de 5 yarışma dalından oluşan (uzun atlama, cirit atma, 200 m, disk atma ve 1500 m) ve bir günde yapılan beşli yarışmalar vardır.Atletizmin programında olduğu gibi, hiçbir atletin bu kadar sıkı, yorucu ve uzun süre antreman uygulaması gereken spor dalı yoktur. İyi bir dekatloncu olmak için en az beş yıl yarışmak gerekir. İyi bir dekatloncunun on yarışma dalında da dengeli bir ortalama tutturması; oyun süresince yetenekli, kararlı ve adele yönünden hazır olmasına bağlıdır.Dekatlon atletleri çeşitli koşu, atma ve atlama ayakkabıları, ölçüm tabloları koyabilecek büyüklükte bir çantayı yanlarında taşırlar. Ayrıca ısınmak ve dinlenmek için uyku tulumu ve battaniye de yanlarında bulundurabilirler. Yarışlar listedeki düzene göre yapılır. Herhangi bir yarışa girmeyen bir yarışmacı, yarışı bütünüyle bırakmış sayılıp elenir.Pist yarışlarında da üç hatalı çıkış elenme nedenidir. Her alan yarışında yarışmacının üç hakkı vardır. Yarışmalarda sadece bir tür vakit ölçme aleti kullanıldığında zaman, değerlendirme puan cetvelinde saniyenin 1/100'üne kadar yapılır. IAAF'nin belirlediği tabloya göre puanlama yapılır.Puanlar, atletin koştuğu dereceye, atladığı yüksekliğe, atma ve atlama uzunluğuna göre verilir. En çok puan toplayan atlet yarışmaların birincisi olur. Puanların eşit olması durumundan, branşların çoğunda, en yüksek puanı alan atlet birinci gelir. Eşitlik yine bozulmazsa, bireysel branştaki en yüksek puana bakılır.

b) Heptatlon (7'li yarışma): Dekatlon gibi sürat, kuvvet ve beceri isteyen, bayanlar arasında yapılan ve yedi daldan oluşan kombine yarışmalardır. Bugüne kadar yarışma sayıları, türleri ve sıraları çeşitli değişikliklere uğradı.1920'lerde Almanya ve Rusya'da üç ve beş dallı yarışmalarla başladı. 1964 yılında Olimpiyat Oyunları'nda 5'li yarışma pentatlon olarak yer aldı. 1981 yılından itibaren heptatlon, çok yarışmalı dal olarak bugünkü şeklini aldı.Atletizmin en zor branşlarından biri olan heptatlon, yurdumuzda henüz tam anlamıyla yapılamamaktadır. Bu zor sporda atlet olmamasının yanısıra, atletizm salonunun olmaması da önemli bir etkendir.Yedi yarışma dalından oluşan heptatlon yarışmalarında birinci gün; 100 m engelli, gülle atma, yüksek atlama ve 200 m koşulur. İkinci gün; uzun atlama, cirit atma ve 800 m koşuları yapılır. Kurallar ve derece ölçümleri dekatlonda olduğu gibi IAAF tarafından belirlenmiştir.Atlamalar

.
AKTUĞ Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 18-01-2011, 21:40   #6
ASİL23
Vip Member
 
ASİL23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12-12-2010
Nerden: Elazığ
Mesajlar: 4.669
ݝtibar Gücü: 60
ASİL23 Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit, dekatlon,heptatlon

ASİL23 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-12-2011, 15:12   #7
Batalgazi
Onur-Sat Forum Üyesi
 
Üyelik tarihi: 11-06-2005
Mesajlar: 4
ݝtibar Gücü: 0
Batalgazi Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

Teşekkür
Batalgazi Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-02-2012, 20:41   #8
xavi6864
Onur-Sat Forum Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26-09-2006
Mesajlar: 9
ݝtibar Gücü: 0
xavi6864 Onur-Sat Forum Üyesi
Standart Cevap: Atletizm(uzun,yüksek atlama,gülle,çekiç,disk,cirit,dekatlon,h eptatlon

Paylaşımınız için Teşekkür
xavi6864 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atletizm'in tarihçesi, atletizm(uzun, branşları ve kuralları, çekiç, cirit, dekatlon, disk, gülle, heptatlon, yüksek atlama


Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:30 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.